<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni Eğitim Danışmanı &#8211; Milliyet Haberleri | Gündemi Yakından Takip Edin</title>
	<atom:link href="https://milliyethaberleri.com/etiket/sureyya-kocadag-sosyolog-uzm-aile-danismani-dikkat-egitmeni-egitim-danismani/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://milliyethaberleri.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 Nov 2024 16:43:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.8</generator>
	<item>
		<title>Kanaatkarlık Kavramı…</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/kanaatkarlik-kavrami-h27697.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Nov 2024 09:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni Eğitim Danışmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni Eğitim Danışmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27697</guid>

					<description><![CDATA[“Eskiden biz böyle miydik?” sorusu ile başlamak istiyorum. Bu soruyu kendime de sorduğumda çocukluk yıllarım gözümün önüne geldi. Ailemin maddi durumu ve yaşam standardımızı bir düşündüm. Genel duruma göre maddi gücü normal sayılabilecek bir aileye sahiptim. Her şey yeteri kadar vardı öyle çılgın bir tüketim hali yoktu. Bir şey ihtiyaç olmadan alınmazdı. Bir şeyler bozulduğunda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Eskiden biz böyle miydik?” sorusu ile başlamak istiyorum.</p>
<p>Bu soruyu kendime de sorduğumda çocukluk yıllarım gözümün önüne geldi. Ailemin maddi durumu ve yaşam standardımızı bir düşündüm. Genel duruma göre maddi gücü normal sayılabilecek bir aileye sahiptim. Her şey yeteri kadar vardı öyle çılgın bir tüketim hali yoktu. Bir şey ihtiyaç olmadan alınmazdı. Bir şeyler bozulduğunda veya yıprandığında tamir etme yoluna gidilirdi, eğer olmuyorsa yenisi alınırdı.</p>
<p>Okul açılırken, bir kışlık ayakkabı, bir de spor ayakkabı alınırdı. Yaz döneminde de sandalet, terlik veya mevsimine göre beğendiğim bir ayakkabı. Daha fazlasını istemezdim yoksa istemeyi bilmezdim bilmiyorum. Ailemden taleplerim hep sadece ihtiyacım doğrultusunda olurdu. Fazla bir şey istediğimde de “bak bu var bunu kullan veya daha yeni aldık biraz daha kullan eskisin öyle alırız” cevabını alırdım. Bir üründen maksimum faydayı alma dönemiydi.</p>
<p>İstediğimiz olmadığı zaman aileye sitem etme, küslük yapma gibi bir şansımız asla yoktu. Aileye itaatin ve saygının fazlaca olduğu bir dönemdi.  O dönemde; o yaşam koçlarının “en değerli sensin, teksin ve biriciksin, her şeyin en güzeline layıksın, senden sonrası tufan” deyip egomuzu kabartma gibi bir durumu da yoktu. Bu sözlerin de bize altı boş bir özgüven aşıladığını düşünüyorum.</p>
<p>Şimdi bakıyorum, kendimden yola çıkıp toplumu gözlemliyorum.  Kişilerin maddi durumu iyi olsun veya olmasın çılgınca her şeyi tüketip kullanıp atıyoruz.  Bize yüklenen gereksiz özgüvene de güvenerek her şeyin en pahalısı en iyisidir düşüncesi ile gidip en yüksek bedelli ürünü alıyoruz. Bir ürünün işlevinden ve kalitesinden ziyade “markasına” bakıyoruz.</p>
<p>En yeni marka telefon kullanmayı, kolay para kazanmayı,  yüksek katlı bir dairede oturmayı, tasarım kıyafetler giymeyi, pahalı spor araba kullanmayı sosyal saygınlık ve statü olarak görmeye başladık. Bu dönem bir geçiş dönemidir. Zamanla toplum kendini yeniden tamir edip aslına dönecektir. Bu tür maddi unsurların geçici olduğunu, esas olanın, bilgiyi işleme becerisi olduğunu, kullandığımız telefonların ve şimdiki değer verdiğimiz şeylerin sadece yaşamamız için gerekli ihtiyaç olduğunun farkına varacağız.  Bu bilinç haliyle birlikte toplum zaman için kendi revizyonunu yapacaktır. Sonuçta değişmeyen tek şey “değişimdir.”</p>
<p>Artık hemen hemen her şeyi çok hızlı ve çabuk elde ettiğimiz için değeriyle birlikte verdiği hazda çok çabuk tükeniyor. Bunula birlikte hemen yeni bir şeyi tüketme ve haz arayışına giriyoruz. Sonrası bir çıkmaz, sürekli farklı mutluluk arayışı olarak gider.</p>
<p>Bizim dönemde kaanat etme diye bir durum vardı. Çünkü hepimizin ailesi aynı düşünce şeklindeydi. Olanla yetinebilmekti olay. Amaç; her zaman daha iyisi tabi ki. Daha iyisi ancak elimizdeki kullanılamaz hale geldiğinde alınmalı diye düşünüyorum.</p>
<p>Bizler kanaat etmeden, hep daha fazlasını isteyerek ,eder-değer ilişkisini sorgulamadan harcama yapar hale geldik. Bu harcamaları da toplumun genelinin nasıl yaptığı belli; borçlanarak.</p>
<p>Borçlanmak demek; yıllarını, aylarını ipotek altına almak demektir. Hele bir de bu durumu alır almaz hevesimizin kaçacağı durumlarda yapıyorsak,  emeğimizin, zamanımızın ömrümüzün bir bölümünü nasıl da boşa harcıyoruz.</p>
<p>Bir daha kaanatkar bir dönem yaşar mıyız bilinmez. Geçiş dönemi belki açlık noktalarımızı doyurma dönemine denk gelmiş demek ki. Piyasada bir ürünün her çeşidinden bol bol bulunmakta. Herhangi bir kıtlık hali mevcut değil. Düşünerek alış veriş yapmak için bir çok sebebimiz var.</p>
<p>Haz ve açlık noktalarımızı doyurduktan sonra elbette bilinçli tüketici haline geleceğiz. Ebeveynler olarak da bizden sonraki kuşağa tüketimi doğru yapmanın ilkelerini öğreteceğimiz,  sahip olduklarımızın değerini bilip ( kötü kullanmadan),doğru tüketim anlayışını aktaracağımız günlerin kısa süre içerisinde göreceğimizi düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Süreyya Kocadağ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzm. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni</p>
<p>Eğitim Danışmanı</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaparım! Bilirsin…</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/yaparim-bilirsin-h27344.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Aug 2024 10:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni Eğitim Danışmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27344</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemiz ne yazık ki sınavlar ülkesi. Bitmek bilmeyen bir sınav sistemi içerisindeyiz. Bu süreç içerisinde inanılmaz bir yanlış var. İlkokulda çok fazla ödev veriliyor. Ortaokulda biraz daha azalıyor, lisede ise neredeyse hiç ödev verilmiyor. Ödev yapma, araştırma, kendini geliştirme özellikleri yıllar içerisinde köreliyor. Sınav ülkesi olduğumuz için çocuklarımıza 7.sınıfın başındayüklenmeye başlıyoruz. “LGS” diyoruz. İyi bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3">Ülkemiz ne yazık ki sınavlar ülkesi. Bitmek bilmeyen bir sınav sistemi içerisindeyiz.</p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Bu süreç içerisinde inanılmaz bir yanlış var. İlkokulda çok fazla ödev veriliyor. Ortaokulda biraz daha azalıyor</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> lisede ise neredeyse hiç ödev verilmiyor. </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Ödev yapma, araştırma, kendini geliştirme özellikleri </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">yıllar içerisinde</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> köreliyor.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Sınav ülkesi olduğu</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">muz için çocuklarımıza 7.sınıfın başında</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">yüklenmeye başlıyoruz. </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">“</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">LGS</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">”</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> diyoruz. İyi bir liseyi kazanırsan iyi bir üniversiteyi kazanırsın diyoruz. Ergenlik dönemi ile birlikte yüklüyoruz kaygıyı. LGS kontenjanları zaten belli. Devlet, kendi eli kendi okullarını ayrıştırmış durumda nitelikli- niteliksiz diye. </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">LGS’de</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> nitelik</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">li okula yerleşemeyen,</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">duygu durumunu da yönetmeyi henüz bilmeyen çocuklarımızda başlıyor özgüven kaybı.</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> Bir de sınavı kazanamazsa “zeki değil” imajı yaratıyoruz. Ardından bu çocuklardan kendilerini bir yerlere getirmesini istiyoruz.</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> LGS’ </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">yi</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> kazananlar-kazanamayanlar diye ayırım yapıyoruz, herkesin bir kapasitesi olduğunu unutup, farklı yaşam standartlarını göz ardı ediyoruz.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">3-4 yaşlarından itibaren sosyalleşmeye başlayan çocuklarımız ilk olarak akran zorbalığı ile karşılaşmaktalar. Bunu yaşayan çocuklar ardından sınıf ortamında sorulan soruya “ya yanlış yaparsam</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, arkadaşlarım gülerse, öğretmenim kızarsa</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">” kaygısı ile bildiği soruları bile cevaplamamakta</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> kendini geri çekmekteler.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Gördüğümüz üzere kendi yapabilirliğimize inancımız zaman içerisinde kırılmakta.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Okul yaşamı böyle giderken; biz ebeveynler de çocuklarımıza hiçbir iş yaptırmıyoruz. Suyunu bile önüne getiriyoruz. “</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">O</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">daha küçük yapamaz” algıs</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ı içerisindeyiz.  </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Büyüdüğüne inanmaya başlayıp, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">görev vermeye kalktığımızda da</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">çocuklarımız bu görev ve sorumlulukları reddetmekteler. Ardından biz anne-babalar soruyoruz “ bu çocuk neden böyle oldu?”, “biz onların zamanında böyle miydik?” diye.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Çocuklarımızın tek hayatı</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">nı</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> “eğitim hayatı</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ymış</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">” gibi düşünüyoruz. Eğitim hayatı boyunca “o okuyor”</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> diye herhangi bir yerde</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> çalıştırmayı </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">da </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">düşünmüyoruz. Anne</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">lerimiz kıyamıyor çocuklarına.</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">” yeter ki sen oku”  diyoruz. </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Ne kadar doğru yapıyoruz? Tartışılır.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Oysa ki</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> çocuk, duruma göre değişkenlik göstermekle birlikte 12-15 yaşları arasında kendine uygun, aile dostu güven</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ilebilir yerlerde kısa süreliğine</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> çalıştırılabilir. Ağır işlerden bahsetmiyorum. Hem hayatın gerçeklerini görüp toplumsallaşması, hem de çözüm odaklı bir birey olması için. </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Ayrıca, b</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ir şeyler ile meşgul olması onu teknolojinin</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">zararlarından uzaklaştıracak, zaman içerisinde kendi yapabilirliğine inancını arttıracaktır.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">“Ağaç yaşken eğilir.” Sonuçta.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Üniversite sınavına kadar pek bir başarı elde edememiş</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, k</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">endi yapabilirliğine inanamayan ergenimiz biraz zorlukla karşılaştığında yapmaktan da vazgeçmiş. Zorluk yüzü göstermeden </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">büyüttüğümüz </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ç</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ocuklarımız</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> gerçekten kendileri için bir şey yapmanın zamanı geldiğinde de kendi yapabilirliğine yeterli inancı olmayan, vazgeçme alışkanlığı olan, başarmanın hazzını kendi özünde yaşayamayan bireyler şeklinde işin başına geçmeye çalışıyorlar.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Başta belirttiğim gibi eğitim hayatı içerisinde yıllara yaygın şekilde ödevlerin de azalması ile çocuklarda ödev yapma, ders çalışm</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">a sistemini </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">de bozuluyor.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Sınav senelerinde ödevlendirme artınca da çocuğumuz fazlaca bocalama içerine giriyor ve ne yapacağını bilemez hale geliyor.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Bir de LGS döneminde “şu seneyi atlat ne yaparsan yap” sözü, çocuğumuzda lise döneminde boş vermişliğe neden oluyor. 9 ve 10. Sınıfları tamamen boş geçirip 11.sınıfta biraz çalışmaya çalışıyorlar. 12.sınıfa gelen duygu durumunu kontrol edemeyen, teknoloji ve sosyal medya bağımlısı kolaycılığa alışmış çocuğumuz başlıyor ders çalışmaya. Fakat </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">burada da bazı şeyleri tam oturta</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">madan </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">sınav hızla yaklaşıyor.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">En önemli kriterin gençlerimizde “kendine yapabilirlik inancı”  ve “ içsel </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">motivasyon</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">“ olduğunu düşünüyorum. </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Üniversite sınavına kadar elle tutulur bir başarı elde edemeyen gencimiz içsel eksikleri, duygu durumunu yönetemez halde başlıyor yarışa…</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Süreç içerisinde; deneme sonuçları, öğretmen baskısı, aile ile çatışma, hedefsizlik, belirsizlik,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> gelecek kaygısı,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> sürekli değişen ruh hali ve hormonların verdiği etki ile gencimiz kendi içinde </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">kaos</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> yaşıyor.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Üniversite sınavına kadar olan </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">süreç ne yazık ki böyle.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Paylaştıklarım bir</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">çok ailede ve çocukta yaşanan birebir şahit olduğum süreç ve durumlar.</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> Sınav sistemi devam ettikçe daha da çok yaşayacağız.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Başarının, hedeflere ulaşmanın yolunun bireyin kendinden geçtiğine inanlardanım. Bunu çocuğumuza kazandırmak da </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">büyüme sürecinde biz ebeveynlerin elinde.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Çocuklarımız </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">bir</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">çok şeyi tek başına veya denetimli serbest şekilde yapabilirler buna emin olun. </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Yaptığı ve al</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">a</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">nında uzmanlaştığı </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">bir spor veya müzik aleti çalmak,</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Aile içerisinde fikirlerini sö</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">yleyebileceği bir ortam</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Yaşına göre verilen sorumluluklar,</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Yaptığı yanlışı eleştirmeden, ona farklı çözüm yolları göstermek,</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Ona </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">küçük başarıların</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> getirdiği hazları yaşatarak</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> büyük başarıların kendi emeği sonucunda olduğunu </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">fark ettirmek,</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Karşılaştığı kü</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">çük sorunlarda hemen pes etmemesini sağlayarak, mücadeleci olmasında yardımcı olmak,</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Çocuğumuza hedef belirleme konusunda baskı oluşturmadan destek olmak,</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Tüm sonuçlarda yanında olduğumuzu</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> davranışlarımızla belirtmek</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">,</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Çocuğumuz</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">a </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">kendi “yapabilirliğine inancı” bununla birlikte </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">hedeflerini</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> kolaylıkla </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">gerçekleştirebilmesi için </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">“içsel </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">motivasyonu</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">”</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> süreç içerisinde vermiş oluruz.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Saygılarımla,</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Süreyya Kocadağ</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Sosyolog</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Uzm. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Eğitim Danışmanı</span></span></p>
<p class="s3">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasıl Bakarsan Öyle Görürsün…</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/nasil-bakarsan-oyle-gorursun-h27342.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2024 11:03:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni Eğitim Danışmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27342</guid>

					<description><![CDATA[Çağımızın sorunu dikkat ve odaklanma. Çocuğundan büyüğüne kadar hepimiz aynı şeylerden şikayetleniyoruz.​ Oysaki dikkatimiz bizim en büyük gücümüz. Bize özel ve yönetilebilir. Dikkatimizi verdiğimiz şeyler tercihimiz. Bu tercihler hayatımızı belirlemekle kalmıyor bizleri yeniden şekillendiriyor. Hiç durup bakıyor muyuz, dikkatimizi neye, kime, nereye verdiğimize. Nereye nasıl baktığımızla ilgili birçok durum. Nereye ilgi ve sevgi ile bakarsak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağımızın sorunu dikkat ve odaklanma. Çocuğundan büyüğüne kadar hepimiz aynı şeylerden şikayetleniyoruz.​</p>
<p>Oysaki dikkatimiz bizim en büyük gücümüz. Bize özel ve yönetilebilir.</p>
<p>Dikkatimizi verdiğimiz şeyler tercihimiz. Bu tercihler hayatımızı belirlemekle kalmıyor bizleri yeniden şekillendiriyor.</p>
<p>Hiç durup bakıyor muyuz, dikkatimizi neye, kime, nereye verdiğimize.</p>
<p>Nereye nasıl baktığımızla ilgili birçok durum.</p>
<p>Nereye ilgi ve sevgi ile bakarsak orası güzelleşir, yeşerir.</p>
<p>Hawaii şamanlarının “enerji dikkatin olduğu yere akar” diye bir öğretisi var.</p>
<p>Biz nereye bakıyoruz?</p>
<p><a name="_GoBack"></a>İlgimiz nerede? Kimde? Neyde?</p>
<p>Farkında mıyız?</p>
<p>Bu satırları okurken sen neredesin? Bir bak etrafına… En çok ilgini ne çekti git onunla iletişime geç, “merhaba” de… Halini hatırını sor… Belki bir çocuk, belki bir ihtiyar bak nasıl güzel geri dönüş alacaksın.</p>
<p>Mesela;</p>
<p>Bir çocuğa ilgini, gülen yüzünü veriyorsun, hemen alıyorsun karşılığını gözlerinde ışıklar parlıyor. Gönlün şenleniyor.</p>
<p>Sevdiğine dikkat veriyorsun, kendini onun kalbinde paha biçilemez buluyorsun.</p>
<p>Kendine ilgini veriyorsun, yenilendiğini, tazelendiğini, özgürleştiğini hissediyorsun.</p>
<p>İnsanların derdi aslında pek de karşısındaki kişiler değil. Sadece “kendi…”</p>
<p>İnsan karşısındakine en fazla 20 saniye kulak verebiliyormuş.Bu şartlar altında odak süremizin ne kadar kısa olduğunu fark ettik değil mi?</p>
<p>Sonrası; kendi düşünceleri, anlatmak istedikleri, cevapları, yorumları, üste çıkma çabaları, kaygıları…</p>
<p>Ardından kendi kendine sohbet, geçmiş anılar, hüzünler ve aynı düşünceler üstünde rölantide beklemeler…</p>
<p>Bu koşullarda kendimizle sürekli iki kişilik açık oturum halindeyiz demek ki.</p>
<p>Sadece kendimizle odaklı aynı şeyleri konuştuğumuz için günlerin de birbirine benzediğinden bahsediyoruz.</p>
<p>Son bir aydır üzerimde hep bir ağırlık var diye düşünüyorum.Canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Üretmem gereken onca şey varken ben hep kaçış halindeyim. Planlı ve programlı çalışmalarımı bile zamanında yapamadığımı düşünüyorum.</p>
<p>Üzerimde ağır pamuk yorganlar varmış hissindeyim. Kıpırdamakta özgürmüşüm de elim ayağım bağlıymışçasına bir his. Tıpkı üzerime manda çökmüş gibi.</p>
<p>Bu ara kiminle konuşsam böyle bir durum içerisinde ve birçoğumuzun da böyle hissettiğini biliyorum.</p>
<p>Nedenlerine baktığımda; kendimdeki sorunu bulmakla beraber genel olarak da biraz sorunu çözmüş durumdayım.</p>
<p>Tabi ki “dikkat”… Dikkatimiz en çok nerede?</p>
<p>Sosyal medya, haberler, izlediklerimiz, hikayeler, hashtag”ler, kaygılarımız, harekete geçmekten çok yapanları izleme merakımız…</p>
<p>Haberler sürekli karamsarlık aşılamakla beraber gerçeklerden ziyade kurgusal olaylara yer verip “Allah’ına şükret bak bugünü de böyle atlattın, beterin beteri var” tarzda. Bu kadar karamsarlığın olduğu yerde insan mutluluk arıyor. Bize de mutlu olacak yer olarak sosyal medyada; olamadığımız şahane yerleri, yaşayamadığımız tatlı anları, göremediğimiz güzel günleri hayal ederek izlemek kalıyor.</p>
<p>Çaresizliğimizi sosyal medyada avunarak geçiştiriyoruz.</p>
<p>Başkalarını izlemekten bitap düşmüş ruhumuzda yeni başlangıçlara heves kalmıyor.</p>
<p>Başkalarının hikayesini izleyeceğim diye kendi hikayemizi yazmaya da fırsat kalmıyor.</p>
<p>Kendimize hikaye yazacak zamanda bırakmıyoruz sosyal medya bağımlısı olduğumuz için.</p>
<p>Uzaklarda başkalarının yaşadığı hayatları izleyerek, kendi hayatlarımızı yaşamaya çalışıyoruz sadece. Duygu durumumuzu da izlediklerimiz belirliyor tabii ki. “Elalemneler yapmış” diye başlayan söylemler yerini hüzne ve birazda karamsarlığa bırakırken kendi hikayemizi yazmamıza da izin vermiyor.</p>
<p>Gün bittiğinde günümü gözden geçiyorum.</p>
<p>Bugün neler yaptım, neler izledim, neler okudum?</p>
<p>Yaşadım mı yoksa başkalarının hikayesini mi izledim?</p>
<p>Kısacası seyirci miydim hayatımda oyuncu mu?</p>
<p>Eğer seyirci olduğum kısım çoğunluktaysa, dikkati biraz kendi hayatımızdaki oyunculuğa mı versek?</p>
<p>Bu hayatta bir kere varsın, hayatın tek ve yegane… Yaşama şekline göre hayat, neşeli anlarla ve sürprizlerle doludur.</p>
<p>Yaşamasını bilmek gerekir.</p>
<p>Unutmayalım, tercihlerimiz hayattaki yaşam şeklimizi belirler.</p>
<p>Dikkatimiz kendimizde olsun ki, yaşamımız yeşillensin, dallansın, budaklansın neşe ile kahkahalarla bitirelim bu ömrü…</p>
<p>Ne ekersek onu biçiyorduk değil mi?</p>
<p>Saygılarımla</p>
<p>Süreyya Kocadağ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni</p>
<p>Eğitim Danışmanı</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat Eksikliği</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/dikkat-eksikligi-h27108.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 06:50:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni Eğitim Danışmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27108</guid>

					<description><![CDATA[Dikkat Eksikliği Çağımızın sorunu mu yoksa çağımızın hastalığı mı? Hepimiz bir şekilde dikkat eksikliğinin zorluklarını yaşıyoruz. İşin inanılmaz tarafı “dikkat”e hepimizin hayatın her anında çok ihtiyacı var. Araba kullanırken, karşıdan karşıya geçerken, yemek yerken, yürürken… Kısacası dikkatimizin olmadığı yerde can güvenliğimiz bile tehlikede. Biz yetişkinlere de tavsiyem; teknolojiden uzak durmaya çalışmak, fırsat buldukça okumak, düzenli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Dikkat Eksikliği</b></p>
<p>Çağımızın sorunu mu yoksa çağımızın hastalığı mı?</p>
<p>Hepimiz bir şekilde dikkat eksikliğinin zorluklarını yaşıyoruz. İşin inanılmaz tarafı “dikkat”e hepimizin hayatın her anında çok ihtiyacı var. Araba kullanırken, karşıdan karşıya geçerken, yemek yerken, yürürken… Kısacası dikkatimizin olmadığı yerde can güvenliğimiz bile tehlikede. Biz yetişkinlere de tavsiyem; teknolojiden uzak durmaya çalışmak, fırsat buldukça okumak, düzenli uyku ve elimizde hangi iş varsa veya her ne yapıyorsak o işe odaklanmamız lazım. Ayrıca araba kullanırken de mesaj yazmamak gerekli 🙂<span class="Apple-converted-space"> </span> Okuma yaparken kendimizle baş başa kalıp biraz zihnimizi arındırırken arka fonda “isfahan makamı” bir müzik olursa da size iyi gelecektir.</p>
<p>Biz yetişkinler bu durumdayken; çocuklarımız ne durumda gelin beraber bakalım.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Çağın gereği olarak çocuklarımız teknolojinin içine doğuyorlar. Biz anne-babalarda biraz rahat edelim diye, kolay yemek yesin diye ilk günden veriyoruz eline teknolojiyi. Ekran bir bağımlılıktır. Kolaycılığa alıştırır. Beynin düşünmesine yeni bir şey üretmesine izin vermez. Çocuklarımıza hayal kurdurmaz. Sürekli değişen ekran sayesinde çocuğunuz elinde telefon yoksa diğer oyuncaklarından da arkadaşlarından da derslerinden de hemen sıkılır. Sürekli değişkenliğe sahip bir dopamin kaynağı var sonuçta. Bir de beslenme koşullarımız. Siz değerli ebeveynler nelerin zararlı olduğunu fazlası ile biliyorsunuz. Bu durumda çocuk istese bile; istediğinin yerine ikame edici farklı bir gıda vererek tutarlı davranışlarınıza devam edin lütfen 🙂<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Telefon, tablet gibi dokunmatik ekranlar kullanımı çok kolay olarak özellikle tasarlanmıştır. Çocuğunuzun bu tür aletleri kolaylıkla kullanması bir aşırı zekilik durumu değildir. Bunu da belirtmeden geçemeyeceğim.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Dikkat eksikliği, dikkat dağınıklığı veya dikkatin alt dallarından olan disleksi, diskalkuli, disgrafi gibi sorunlar genellikle ilkokula başlayıp okuma yazma öğrendiği zamanda otaya çıkmaktadır. Hiperaktivite ve dürtüsellik genellikle ilkokuldan önce hareketli mizaca sahip olduğu için hızlıca anlaşılır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Hiperaktivite için yapılması gerek bu enerjiyi doğru kullanmaktır. Uzmanlaşacağı bir spor alanına yönlendirmek, hem çocuğu sosyalleştirecek, hem toplum içinde nasıl davranması gerektiğini öğretirken özgüvenini yerine getirip spor disiplinini hayata uyarlayabilen bir birey olacaktır. Hiperaktif çocuğa öğretmemiz gereken nerede durması gerektiğidir. Sonrasında ona istediği hareket alanını sağlayabiliriz.</p>
<p>Ayrıca bu çocuklar ayakta, başağı, yan yatarak zıplayarak kitap okumayı veya ders çalışmayı isteyebilirler. Bırakın okuyorsa ona “öyle ayakta okunmaz, otur oku” demeyin. Sonra hiç okumaz.</p>
<p>Gelelim esas konu dikkat eksikliğine; bahsettiğim gibi birçok sebebi olduğu gibi birçok da tedavi yöntemi var. Bunların başında “ilaçlı tedavi” gelmekte. Ancak ilacın yan etkilerinin de olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Fakat bazı durumlarda kesinlikle ilaç kullanılmalı.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Dikkat eksikliğini ilaçsız bir şekilde giderilebilecek durumlarda ise yani aşırı şiddetli olmayan durumlardan bahsediyorum. Bilişsel becerileri arttırarak yani; algıda seçiciliğin artması, işlem hızının artması, dikkatin, mantık-muhakemenin artması, hafıza çalışmaları, kelimeler üzerinden doğru okuma çalışmaları,<span class="Apple-converted-space">  </span>el-göz-beyin koordinasyon çalışmaları, takip ve odaklanma çalışmaları, kâğıt, kitap, sözel etkinlikler ve teknoloji ile zenginleştirilmiş çalışmalarla çocuklarımızda dikkat eksikliği giderilebiliyor.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Ancak burada sürecin uzun olduğunu belirtmek isterim. Çocuğu getir-götür ebeveyne zaman zaman sorun olabiliyor. Tatiller vs. gibi durumlarda seanslar zamanı gelmeden sonlandırılabiliyor. Bu tür çalışmalardan sonuç almak istiyorsanız eğer her şeyde olduğu gibi burada da düzen çok önemli.</p>
<p>İlaçsız dikkat eksikliğinde çocuklarımıza alışkanlıklar kazandırmak zorundayız. Bu da süreci ister istemez uzatıyor. Alışkanlar zor kazanılıyor hele bir de bu doğru davranış alışkanlığı ise.</p>
<p>Ayrıca bizlerde şöyle bir durum var. Çocuğumuzun zayıf olan dersine gidip hemen özel ders aldırıyoruz. O dersin zayıf olma sebeplerini hiç araştırmıyoruz. Çocuğumuzun o derse karşı önyargısı mı var, öğretmenle iletişim mi kuramadı, odaklanma sorunu mu var? Kısacası çocuğumuz öğrenmeye hazır mı?</p>
<p>Eğer çocuğumuz öğrenmeye hazır değilse, dikkati, odaklanması, algılama hızı, doğru okuması, okuduğunu anlaması oturmadı ise istediğimiz kadar o derslerden özel ders alalım sonuç çok fazla değişmeyecektir. Sonuçta çocuğumuz öğrenmeye her kanalda hazır hale gelmesi lazım.</p>
<p>Saygılarımla</p>
<p>Süreyya Kocadağ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni</p>
<p>Eğitim Danışmanı<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><strong>Fahri:Yazar</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bazen Biz İnsanlar…</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/bazen-biz-insanlar-h27110.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2024 20:54:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bazen Biz İnsanlar…]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni Eğitim Danışmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27110</guid>

					<description><![CDATA[Bazen hayat istemediğimiz şekilde ilerler ve yapabileceğimiz şeyler de sınırlıdır. Bazen elin kolun bağlı sadece izlemen gerekir olaya müdahale edemediğin-edemeyeceğin için kendini yersin. Hayatının rayından çıkmış olduğunu da düşünebilirsin. Demek ki yoluna girmesi için raydan çıkması gerekli. Bu da deneyim sonuçta. Bazen berbat hissedebilirsin. Bu doğaldır. Her anımız istediğimiz gibi olacak değil ya. Bazen mutlu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen hayat istemediğimiz şekilde ilerler ve yapabileceğimiz şeyler de sınırlıdır.</p>
<p>Bazen elin kolun bağlı sadece izlemen gerekir olaya müdahale edemediğin-edemeyeceğin için kendini yersin. Hayatının rayından çıkmış olduğunu da düşünebilirsin. Demek ki yoluna girmesi için raydan çıkması gerekli. Bu da deneyim sonuçta.</p>
<p>Bazen berbat hissedebilirsin. Bu doğaldır. Her anımız istediğimiz gibi olacak değil ya. Bazen mutlu uyur, mutsuz uyanır insan.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Bazen ne kadar çabalarsak çabalayalım taşlar yerine oturmuyor istediğimiz gibi olmuyor. Belki de bizim istediğimiz gibi olması gerekenlerin, istemediğimiz gibi olması gerekiyordur. Akışa müdahale etmek genelde zorlar. Kabullenip akışla birlikte yeni çözümler bulmak gerekiyordur belki de.</p>
<p>Topluma baktığımızda herkes bir şeylerden şikayetçi, herkes mutsuz, amaçsız.</p>
<p>Dışarıda hayatına imrendiğin bir çok insan doğal oyuncu, harika roller yapılıyor. Bazıları da nabza göre şerbet vererek anlık mutluluk yaşatıyorlar. Ve emin ol insanların çok büyük bir kısmı kendini yalnız hissediyor. Etraflarında bir sürü insan olsa bile kendini yalnız hissediyor. Kalabalıklar içinde yalnızlık durumu.<span class="Apple-converted-space">  </span>Çünkü yaşadığımız bireyselleşme ve tahammülsüzleşme devri.</p>
<p>Emin olun hepimiz aynı duyguları farklı zamanlarda yaşayıp aynı sonuçları alabiliyoruz. Sonra da güvensizleşiyoruz. Hayatımızdaki bu deneyimlerimiz sonucunda kendimizi, kendimizden yeniden yaratarak ilerlememiz gerek. Değişime ayak uydurmamak zorlar. Bazı değerler vardır. Etik ve Ahlaki değerler gibi. Dürüstlük, disiplin, net olmak gibi… Bu değerler doğrultunda ilerlendiğinde ilk başlarda üzülebilirsiniz. Karşınızda ki kişiler sizi ve sizin aşılamayacak çizgilerinizi öğrendiklerinde inanın kazanan siz olursunuz.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Bu hayatta her şeyin kendi kontörlümüz altında olması mümkün değil fakat kendi kontrolümüzde olabilecek şeyleri fark edip kendi öz disiplinimiz – irademiz içerisinde ilerleyebiliriz.</p>
<p>Bazen de kendimizi güçsüz hissedebiliriz bu da gayet normal bir his. Olanları sakince düşünüp çıkış yolu bulamadığımız zaman fazlaca yaşarız bu durumu. Dünyanın en güçlü insanları bile yaşamıştır bu hissi. Arada böyle hissetmemiz bizim gerçekten güçsüz olduğumuz anlamına gelmez. Bu gibi durumlarda yaptıklarınıza-ürettiklerinize bakın. Yaptıklarınız, yapacaklarınızın göstergesidir. Yani zayıf veya güçsüz değilsiniz. Biraz dinlenmeye, kafa toplamaya, öze yani kendinize dönmeye ihtiyacınız var. “Nasıl olacak bu yoğunlukta diye?” sormayın. Cevabı sizde. İsterseniz gün içinde her şeyden uzak kendinizle zaman geçirecek alanı yaratabilirsiniz.</p>
<p>İnsanın en çok kendine ihtiyacı vardır. Kendini netleştirememiş insanlar çözümsüzlük içinden kıvranır. Çözüm illaki her zaman vardır. Belki konuşmak, belki mücadele, belki de ortamdan veya kişilerden uzaklaşmak.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Mücadele ettiğiniz durumların düzelmeyeceğini anladığınızda orayla mücadeleyi bırakıp, yeni bir başlangıç yapmak kadar iyisi yoktur.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Bazen olmayacak olamayacak şeylerle( insanlar-iş- durumlar-değişmeyecekler) savaşırız tıpkı Don Kişot’ un yel değirmenleriyle verdiği savaş gibidir bu.<span class="Apple-converted-space">  </span>Anlamsız, mantıksız ve sonu olmayan. Bizi ruhen güçsüz ve çaresiz hissettirir.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>İşte bu yüzden kendi ile kalmalı insan ara ara, bakmalı kendine ve kendi hayatına 3. bir göz olarak. Kendine dürüst olarak cevaplamalı soruları. Sonrada çözümlemelerini yapmış ve çıkış yollarını bulmuş olarak çıkartabilmeli kendini o durumdan.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Demek ki çaresizlik, güçsüzlük diye bir durum yok. Süreç akışkan ve değişken. Sadece sizin farkında olarak yola devam etmeniz gerekli. Doğru zamandan, doğru hamleleri yapmak sizin elinizde.</p>
<p>Unutmayın! Her durumda çare “sizsiniz!”</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Süreyya Kocadağ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzm. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni</p>
<p>Eğitim Danışmanı</p>
<p><strong>Fahri:Yazar</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
