<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süreyya Kocadağ Sosyolog &#8211; Milliyet Haberleri | Gündemi Yakından Takip Edin</title>
	<atom:link href="https://milliyethaberleri.com/etiket/sureyya-kocadag-sosyolog/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://milliyethaberleri.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jan 2025 16:15:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.8</generator>
	<item>
		<title>Dünya’ya neler oluyor?</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/dunyaya-neler-oluyor-h28049.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jan 2025 16:13:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Asayiş]]></category>
		<category><![CDATA[Asker]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=28049</guid>

					<description><![CDATA[Dünya’ya neler oluyor? Birkaç zamandır Dünya’mızda gerçekleşen iklimsel doğa olaylarını takip etmekteyim. 2025 yılı başından itibaren ilgimi çekenleri paylaşmak istiyorum. Hindistan’da görülmemiş soğuk hava dalgası, Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında alışılmadık soğuklar, Birleşik Arap emirliklerinde, Avusturalya’da, Maldivler-Male’de , Libya’nın Traplusgarp bölgesinde, Yunanistan da, Brezilya’da , Umman’da , Tunus’ta, Malezya’da sıra dışı yağmurlar ve hava olayları ( Ocak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><span class="s2">Dünya’ya neler oluyor?</span></p>
<p class="s3">Birkaç zamandır Dünya’mızda gerçekleşen iklimsel doğa olaylarını takip etmekteyim.</p>
<p class="s3">2025 yılı başından itibaren ilgimi çekenleri paylaşmak istiyorum.</p>
<p class="s3">Hindistan’da görülmemiş soğuk hava dalgası,</p>
<p class="s3">Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında alışılmadık soğuklar,</p>
<p class="s4">Birleşik Arap emirliklerinde, Avusturalya’da, Maldivler-Male’de , Libya’nın Traplusgarp bölgesinde, Yunanistan da, Brezilya’da , Umman’da , Tunus’ta, Malezya’da sıra dışı yağmurlar ve hava olayları ( Ocak ayının ilk haftasından 12 sine kadar olan süreç içerisinde)</p>
<p class="s4">El Salvador’da 6,3 büyüklüğünde deprem (07.01.2025)</p>
<p class="s3">Tibet’te 7,1 büyüklüğünde deprem (07.01.2025)</p>
<p class="s3">Etiyopya’da 5,3 büyüklüğünde deprem (08.01.2025)</p>
<p class="s3">Karadeniz’de 4,2 büyüklüğünde deprem (12.01.2025)</p>
<p class="s3">Japonya’da 6,8 büyüklüğünde deprem( 13.01.2025)</p>
<p class="s3">Tavyan’da 6.0 büyüklüğünde deprem ( 20.01.2025)</p>
<p class="s3">Venezuela-Merida’da ani sıcaklık düşmelerinden kaynaklı farklı tür bir buzlanma ( 15.01.2025)</p>
<p class="s3">Mekke’de sel baskını (06.01.2025)</p>
<p class="s3">ABD- California’da söndürülemeyen yangın</p>
<p class="s3">ABD- Batı Teksas’ta kum fırtınası (17.01.2025)</p>
<p class="s3">Cezayir’de kar yağışı ( 17.01.2025)</p>
<p class="s3">Avusturalya’nın  Queensland bölgesinde dev dolular(14.01.2025)</p>
<p class="s3">Antalya’nın Alanya ilçesinde şiddetli kasırga ( 15.01.2025)</p>
<p class="s3">Etiyopya Erta Ale ve Nikaragua’da yanardağ patlamaları ( 14.01.2025)</p>
<p class="s3">Endonezya Levotobi yanardağında patlama (16.01.2025)</p>
<p class="s3">Yukarı bahsettiğim doğa olayları kısa bir zaman dilimini kapsamakta.</p>
<p class="s3">Tabi bir de yakın tarihimizde atom bombası, savaşlar, füze denemeleri mevcut. Onların verdiği zararlar anlık değil ki… Yıllar içinde sonuçlarını alıyoruz.</p>
<p class="s3">Bir o kadar da Dünya’ya  biz homo-sapiens türünün verdiği zararları göz ardı edemeyiz.</p>
<p class="s3">Hammadde olarak herhangi bir madeni çıkartacağız diye hem yeraltında hem de yerüstünde birçok bölgeye zarar veriyoruz. Yani buradan da fazlaca materyalist şekilde zenginleşiyoruz. (ticari bir olay ne de olsa)</p>
<p class="s3">Bir doğal taşı( ametist, akik, lapis lazuli gibi doğal taşlardan bahsediyorum) takmak için bile verdiğimiz zararı ya da bir küçücük pırlanta taşı takıp onu da üstünlük belirtisi olarak yansıtmak için Dünya’ya verdiğimiz zararı düşünürsek… Ve bunlara da bağımlı olup, köleleşiyoruz ne yazık ki!</p>
<p class="s3">Fabrika bacalarından, arabaların egzozundan çıkan zehirli dumanlar.</p>
<p class="s3">Klimaların verdiği zararlar. İklim bozulmaları için daha birçok etken sıralayabiliriz.</p>
<p class="s3">Ancak yerküremizin biz insanlara çok fazla ihtiyacı olmadığını olmadığı aşikar.</p>
<p class="s3">Bunu pandemi sürecinde dünyayı az kullandığımız süreçte deneyimledik.</p>
<p class="s3">Hava kirliliği oranında düşme, denizlerde temizlenme, toprağın en olmadık yerde bile kendi kendine üretime geçmesine şahit olduk.</p>
<p class="s3">Bu kadar yoğun bir şekilde dünyanın her tarafında aynı anda farklı ve şiddetli hava olaylarını nasıl yorumlarsınız bilemem?</p>
<p class="s3">Küresel İklim antlaşmalarına da bağlayabilirsiniz, “insanoğlunun verdiği zarar da” diyebilirsiniz, “ Dünya bizden intikamını alıyor da”, “takdir-i ilahi” demek de söz konusu iken “kimyasal olarak havaya yapılan ilaçlamaların etkileriyle birlikte Yeni Dünya Düzeni” kavramını da kullanabilirsiniz. Bu konu <a name="_GoBack"></a>oldukça yoruma açık bir durum sonuçta.</p>
<p class="s3">Uzmanlık alanım iklim krizleri, doğal afetler değil tabiki. Farkındalık sahibi ve merak ettiğini araştıran bir birey olarak yazıyorum bu cümleleri.</p>
<p class="s3">Dünyamızdaki iklimsel olaylar normal sürecinde seyretmediği sürece dünyaca en büyük sıkıntımız “GIDA” olacaktır. Çünkü bu durama Toprak Ana da üretmeyerek tepki verecektir.</p>
<p class="s3">Aslında hibrit tohumlar ve bu tohumların daha fazla ürün vermesi için verilen ilaçlarla birlikte  Toprak Ana’yı da küstürmüş gibiyiz. Artan gıda fiyatlarından oldukça belli.</p>
<p class="s3">Ancak şu bir gerçek, geleceğimiz dediğimiz çocuklarımıza pek de bir şey kalmıyor gibi…</p>
<p class="s3">Üzerinde yaşadığımız kendimize mekan eylediğimiz bu güzelim Dünya’ya biz insanlardan yana biraz huzur gerekli diye düşünüyorum.</p>
<p class="s3">Saygılarımla;</p>
<p class="s3">Süreyya Kocadağ</p>
<p class="s3">Sosyolog</p>
<p class="s3">Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni</p>
<p class="s3">Eğitim Danışmanı</p>
<p class="s3">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğimiz Dediğimiz Çocuklarımıza Nasıl Zarar Veriyoruz?</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/gelecegimiz-dedigimiz-cocuklarimiza-nasil-zarar-veriyoruz-h27977.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2025 10:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27977</guid>

					<description><![CDATA[Bu gezegen her geçen gün tuhaflaşıyor. Gezegen mi yoksa gezegenin içinde yaşayan homo sapines türü mü tuhaflaşıyor? Sanırım homo sapiens türü kendi ile beraber gezegeni de kendine benzetiyor. Dünyanın aslında biz insan nesline pek de ihtiyacı yok gibi görünüyor. Pandemi sürecinde doğanın ne kadar iyiye gittiğini hep beraber gözlemledik. Küresel ısınmaya karşın hava olaylarında ki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Bu gezegen her geçen gün tuhaflaşıyor. Gezegen mi yoksa gezegenin içinde yaşayan homo </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">sapines</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> türü mü tuhaflaşıyor? Sanırım homo </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">sapiens</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> türü kendi ile beraber gezegeni de kendine benzetiyor. Dünyanın aslında biz insan nesline pek de </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">ihtiyacı</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> yok gibi görünüyor. </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Pandemi</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> sürecinde doğanın ne kadar iyiye gittiğini hep beraber gözlemledik. Küresel ısınmaya karşın hava olaylarında ki düzelmeler, denizlerdeki kirliliğin azalmasıyla İstanbul boğazında görülen yunuslar gibi çeş</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">i</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">tli örnekler sayabilirim. Demek ki gezegende sorun yok…</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Sorun </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">mu</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">? </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">B</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">iz insanlarda</span></span> <span class="s2"><span class="bumpedFont15">uyguladığı kurallarda </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">ve </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">kendine koyduğu sınırlarda. </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Yani modern </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">dünya </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">adı altında fazlaca ilkel bir yaşam kurmuş durumdayız insan nesli olarak. Bu ilkel yaşam şekline işçi yetiştirmek için </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">eğitimhaneler</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> açıyoruz</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">.</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">G</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">eleceğimiz dediğimiz çocuklarımızı</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">,</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> sistemli </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">şekilde kurgulanmış olan </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">kurumlara </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">yetiştirilmesi için </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">severek yolluyoruz. Tek çaremiz </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">“</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">sistemli olarak kurgulanmış eğitim sistemi</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">”</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> çünkü.  Çocuklarımızın tek tipe dönüştürülmesini zevkle izleyip üstüne bir de müthiş bedeller ödüyoruz. Tek tipe dönüşmeyen, dönüşmeyi reddeden çocuklarımızda, gönderildiği eğitim kurumlarından, çocukların arkadaşlarından, arkadaşlarının ailesinden </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">ş</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">ikayet</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> alıyor ”uyum</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">u</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> bozduğu” gerekçesi ile. Ardından telaşlanan, panikleyen ne yapacağını bilmeyen çaresiz anne babalar. Çocukları istenilen kalıplara uygun olması için arayışa giriyorlar. </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Oysa ki</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">insanın en büyük özelliği bireyler arasındaki farklılar değil miydi?</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> Aileler bu arayış ve çaresizlikle beraber sürü psikolojisi içinde çocukları dışlanmasın diye “ilaç”</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> veriyorlar. (Bazı durumlar için gerçekten ilaç kullanılması gerektiği bir gerçek.) </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">B</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">u uyumsuz denilen özgür ruhların </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">ehlilleşmesini</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> hüzünle izliyorum</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">.</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> Bu küçücük bedenlere basit sorunlar için kimyasal madde giriyor ve sonrasında her çocukta görülmemekle beraber farklı yan etkiler gerçekleşiyor.</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> Bunu yapmak istemeyen aileler ve çocukları zaman tek tipe dönüşmediği için dışlanabiliyorlar ve ya farklı zorbalıkla karşı karşıya kalabiliyorlar.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Aslında biz aile</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">le</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">rde kolaycılığa kaçıyoruz. Hepimizin elinde ç</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">ağın gerekliliği, amacı iletişim</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> olan fakat farklı amaçlara hizmet eden telefonlar. Artık orada yaşıyoruz, orada sosyalleşiyoruz. Bize verilenle yetinip araştırma, sorgulama, geliştirme ve üretme duyumuzu yitirmiş şekilde yaşıyoruz. Sonra geleceğimiz olan yavrularımız “neden böyle oldu?” diye sorguluyoruz.</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> Kafamızı o gömüldüğü yerden kaldırıp kendi içimizde aydınlanma yaşamaz isek bize mecbur tutulan bu yaşam biçimini yaşamak zorunda kalırız.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Bu dediğimden “kendimizi toplumdan dışlamalıyız” diye bir anlam çıkarmamak lazım. Toplumun gerektirdiği şekilde yani en basit düzeyde gereğini yapıp, kendi bireysel aydınlanmamızı yaşayıp, çocuklarımızı da ona göre eğitmemiz gerektiğini düşünüyorum.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Okullarda bilim ve sanat tarihi yerine savaş tarihi okutuluyor. Küçücük beyinler önce bilgisayar oyunları ile sonrasında</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> da</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">okul müfredatıyla birlikte “öldürmek”</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> kavramıyla tanışıyor. </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">V</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">e kendinden önceki neslin </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">nasıl birbirlerini öldürd</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">üğünü anlıyor.</span></span> <span class="s2"><span class="bumpedFont15">Ve eğer </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">kendisi ile aynı topraklarda doğmadıysa bir insanı öldürmek normalleşiyor. </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Kendinden olmayanı öldürmeyi öğrenen çocuklarımız içindeki şiddeti ve öfkeyi bir süreliğine de olsa bastırabiliyor.</span></span> <span class="s2"><span class="bumpedFont15">Öldürmeyi öğrenen bu çocuklar</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> ilerleyen yaşlarda ilk fırsatta “kendinden olmayan başka bir çocuğa</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> (veya insana)</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">” zarar veriyor. Hani hepimiz şu anda dünyada gerçekleşen “bölgesel savaş” olaylarında “çocuklar ölmesin” diye sosyal medyadan sadece konuşuyorduk. Eyleme geçirmediğimiz </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">düşünce ve davranışımızın dünya çocuklarına </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">ve insanlığa </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">etkilerinden biri…</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Bilim, sanat ve sporun eğitim içerindeki yerinin </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">arttırılarak, çocuklarımızı </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">araştırmaya, öğrenmeye açmanın yollarını aramalıyız. Öğrenmenin ve üretmenin hazzını alan çocuklarımız, gereksi</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">z yere</span></span> <span class="s2"><span class="bumpedFont15">pc</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">-telefon </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">başında zaman harcamanın boşluğunu yaşamayıp, dikkat eksikliği ve </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">hiperaktivite</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> gibi sorunları </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">çalışmalar arasında merak uyandıran alanlara yönelterek, dikkatli olmayı öğrenmeyi ve kendi </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">dürtüselliğini</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> yatıştırmayı öğrenecektir. Bu çalışmalar sırasında arkadaşları ile sosyalleşerek toplum içinde nasıl davranması gerektiğine de kanaat getirecektir. Böylelikle çocuklarımız kendi farklılıklarının farkında olup, kendilerine yeni şeyler katarak aydınlanıp, kendinden sonraki nesiller için; savaşların olmadığı, çocukların ölmediği, eşitliklerin olduğu, </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">üreten, ürettiği kadarını tüketen, </span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15">dünyanın çok daha güzel yaşanılır hale geldiği, kültürel ve ekonomik açıdan kaliteli bir miras bırakmış olacaktır.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Saygılarımla;</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Süreyya KOCADAĞ</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Sosyolog</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><span class="bumpedFont15">Uzm.Aile</span></span><span class="s2"><span class="bumpedFont15"> Danışmanı- Dikkat Eğitmeni</span></span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konuşamayan Nesil Mi Geliyor?</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/konusamayan-nesil-mi-geliyor-h27974.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jan 2025 10:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27974</guid>

					<description><![CDATA[Alfa kuşağı; 2010 yılından sonra doğanlar olarak nitelendirilmektedir. Z kuşağının ilk doğanları şimdinin yeni anne babası. Teknolojinin içine doğan Z kuşağı, kendileri hala teknolojiye doyamadıkları için, çocukları da teknoloji havuzunda yüzüyor durumda. (genelleme) Alfa kuşağı aynı zamanda okula gitmeye başladı ve okula gitme ile beraberinde öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, disleksi, diskalkuli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Alfa kuşağı</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">;</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> 2010 yılından sonra doğa</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">n</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">lar olarak nitelendirilmektedir. Z kuşağının ilk doğanları şimdinin yeni anne babası. Teknolojinin içine doğan Z kuşağı, kendileri hala teknolojiye doyamadıkları için, çocukları da teknoloji havuzunda yüzüyor durumda. (genelleme)</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Alfa kuşağı aynı zamanda okula gitmeye başladı ve okula gitme ile beraberinde öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı, dikkat eksikliği ve </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">hiperaktivite</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">disleksi</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">diskal</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">k</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">uli</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> gibi </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">eskiden çok bilmediğimiz terimler hayatımızın içinde yerini aldı.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Bu güzel yavrular teknolojinin içinde yüzüyor, oyunlar oynuyor, oyunlar oynuyor sonra bir daha bir daha, yetmediği yerde elindekinin üst </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">versiyonu</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> alınıyor.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">T</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ek</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">noloji </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">doğru kullanıldığında mükemmel bir </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">şey.</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">Peki</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">çocuklarımız teknolojinin hangi yüzünü görüyor sizce? Kolaycı, tembelleştirici, susturucu, iletişimsizliğe geçiş, sanal ortamda kişilik kazanma, kazanmanın ve çalışmanın çok zorlanmadan biraz oyun oynayarak olduğunu gördü.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Peki gerçekler?</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Bazen görsün diye, bazen eğlensin diye bazen de sussun çocuklarımızın ellerine verdiğimiz teknoloji neler yaptı?</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Öncelikle bağımlı yaptı. Çocuk oyunun başından kalkmamak için okula gitmek istemedi. Karnım ağrıyor, hastayım gibi bahaneler üretti.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Beyni kolaycılığa alıştırdı. Düşünme, okuma,</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">okuduğunu gözünde canlandırma ve anlama-anlamlandırma becerisi kazanamadı. </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Oyunlarda hareketli şeylere odaklanmaya alıştığı, okul hayatında kend</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">i düşünmesi gerektiğinden hazırda da </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">bir </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">simülasyon</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> olmadığı için</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> bunu da kendi yaratamadığından</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">okulda odaklanma becerisini kullanamadı.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Okuma- yazma- ders ve okul sıkıcı gelmeye başladı. </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Şiddet içerikli oyunlardan dolayı çocuklar okullarda birbirine fazlaca akran zorbalığı uygulamaya başladı.</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">Bu durumun, ilerleyen yaşlarda kalıcı olması muhtemel bir durum.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Aile içi iletişim ne yazık ki yok.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Ağırlıklı olarak tek tür beslendikleri için gelişmiş bir damak tatları yok.</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> Bunun için erken yaşlarda çocuklara her tattan ufak ufak tattırılmalı. Bezen de yemek sırasında” yemeğin içinde ne var?”</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">oyunu oynanabilir.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Gelelim dil gelişimine;</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Yukarıda saydığımız teknoloji çocukları suskunluğa itiyor ve çocuk gerekmediğinden fazla konuşmağı için sadece sınırlı ifadelerde kalıyor.</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> Bir de yoğun olarak kullandığımız </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">emoji</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">dili var.</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> Z kuşağının sonları ve alfa kuşağı neredeyse konuşmadan yazışarak anlaşmakla beraber Türkçe gibi bol kelimesi olan bir dili 300-500 kelime bandına indirgemiş durumda. Kitap okumayı ve ders çalışmayı da sevmiyorlar. Haliyle soyutlaştırma ve somutlaştırma olayını tam yapamadıkları için okuduğunu anlama becerisi de oluşmuyor. Bunlar çocuğun Türkçe dil gelişimi ile ilgili.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Konuşma olayına baktığımızda ise; iletişim kurmayan, kitap okumayan, konuşmayan bir çocuğun kelimeleri telaffuzu nasıl olur. Tabi ki düzgün olmaz. Konuşmayı yeni öğrenecek çocuk aile içinde de etkin bir konuşma ( tüm hane halkı olarak teknolojiden sosyalleşiyor) duymadığı için ya da çocuk harfleri tam çıkartamadığını fark ettiğimizde </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">“</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">aman büyüdükçe nasılsa</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> düzelir”</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> diyerek önemsemediğimiz için,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">dil- dudak tembelliği, diksiyon sorunları, ilkokulda okuma yazma öğrenme ile yoğun bir şekilde ortaya çıkmakta.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Düşünsenize ilkokula kadar hep oyun oynamışsınız, fazla konuşma gereği duymamışsınız </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">aileniz sizin davranışlarınıza bakarak istek ve ihtiyaçlarınızı yerine getirmiş </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">sonra size hadi harfleri öğren, doğru sesi çıkar, net oku, kelimeler ağzından net çıksın, okuduğunu anla deniyor bir yandan sayılar, toplama-çıkarma öğretilmeye çalışılıyor. Siz olsanız ne yapardınız bu çocuğun yerinde? </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Okula gitmek, öğrenmek zor bir iş haline gelirdi değil mi?</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Çalıştığım çocuklarda özellikle ç</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ıkartılamayan harfler</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">(sesler) </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ağırlıkla; K,S,Ş,T,L,H…</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Çocuklarımızın okul hayatında </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ve ilerleyen yaşlarında kendilerini doğru ifade edip, doğru konuşmaları için;</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Teknolojiyi doğru kullanmayı öğretelim.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Onlarla iletişim kurarken göz teması kullanmaya özen gösterelim.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Çocuklarımız bir şey anlattığında dinleyelim, kelimeleri hatalı telaffuz ettiklerinde düzeltelim.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Onlarla sürekli sözlü iletişim halinde olalım.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Davranışla- beden dili ile bir şey istediğinden bunu söyleme dönüştürmesini isteyelim. (burada ebeveynin iradesi önemli)</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Kelime oyunları oynayabiliriz. </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Mesela</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> ilk harf- son harf oyunu ( </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">AyşE</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">EliF</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">FatmA</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">AkıN</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">NesriN</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">NilüfeR</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">RasiM</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">…..</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> gibi) </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Dil ve dudak tembelliği için çocuklarımızla dil</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> ve dudak </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">egzersizleri çalışabiliriz.(çeşitli videolar bulunmakta) </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Ev ortamında radyo doğru ses ile açık olabilir.( çocuk buradan da yeni bir şeyler öğrenecektir.)</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Çocuğunuzdan bilmediğiniz bir şeyi öğrenmesini ve gelip size anlatmasını isteyebilirsiniz.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Dil </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">terapistinden</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> destek alabilirsiniz.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Ve en önemlisi toplumsallaştırma,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> sosyalleşmesi ve spor yapması için çocuklarımızı spora </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">yönlendiriyoruz  ancak</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> dersten 5 dakika önce bırakıp hemen sonrasında alıyoruz çocuğun arkadaşları ile konuşacak bir birlerinden yeni bir şey öğrenecek zamanı kalmıyor.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Sokakta oynatamıyoruz ortam güvenli değil diyoruz. Onlara fazla bir şey ü</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">retme hakkı vermeden, o yapamaz diyerek hayatını kolaylaştırıp tembelliğe iterek, orkide büyütür gibi el bebek gül bebek bakıyoruz.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Sonra da bu çocuklardan tuttuğunu kopartan, kendini iyi ifade eden, zamanını doğru yöneten,</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">okuyan, okuduğunu anlayan, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">özgüvenli, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ken</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">dini geliştiren, doğru ünvanlı</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">dengede yaşayan bireyler olmasını</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> bekliyoruz.</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Yarattığımız bu koşullarda istediğimiz sonucu alabilir miyiz?</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Saygılarımla </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Süreyya Kocadağ</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Sosyolog</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Uzm. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim ve Öğretim Arasında</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/egitim-ve-ogretim-arasinda-h27894.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2024 07:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27894</guid>

					<description><![CDATA[Yaklaşık 10 yıldır bireysel bir şekilde çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite, odaklanma, hızlı okuma, disleksi gibi özel bir alanda birebir çalışıyorum. Mersin’de ki hemen her okuldan, ilkokuldan liseye bir çok çocukla çalıştım. Birebir çalıştığım için onları dinleme şansım oldu. Bazen bakış açılarını değiştirip farklı çözümler ürettik bazen de olayı kabullenip yolumuza devam ettik. Eğitim sistemi içerisinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3">Yaklaşık 10 yıldır bireysel bir şekilde çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite, odaklanma, hızlı okuma, disleksi gibi özel bir alanda birebir çalışıyorum.</p>
<p class="s3">Mersin’de ki hemen her okuldan, ilkokuldan liseye bir çok çocukla çalıştım. Birebir çalıştığım için onları dinleme şansım oldu. Bazen bakış açılarını değiştirip farklı çözümler ürettik bazen de olayı kabullenip yolumuza devam ettik.</p>
<p class="s3">Eğitim sistemi içerisinde kimseyi tam olarak mutlu edemezsiniz. Hep bir eksik illaki olacaktır. Ayrıca öğrenme olayı öğrenicinin çabası ile de ilgili inkar edilemez bir durumdur.</p>
<p class="s3">Yukarıda da belirttiğim gibi yoğun olarak ilkokuldan liseye kadar geniş bir yaş skalası içerisinde çalışmaktayım.Gözlediğim durumu açıklamak istiyorum.</p>
<p class="s3">İdealist ilkokul öğretmenlerimiz ilkokul çocuklarına çok fazla ödev veriyor. Ancak en iyi öğrenilecek yaş dönemi ilkokul olduğu için olaya buradan baktığımda öğretmenlerimiz haklı. Fakat oyun çağındaki çocuk bu kadar ödevden sıkılıyor ve çeşitli kaçma davranışları sergiliyor. Bu ödevleri yetiştiremeyen çocuk okuldan ve öğrenme eyleminden soğuyor. Ödevlerden çocuğa sosyalleşip oyun oynayacağı zaman kalmıyor.</p>
<p class="s3">Ortaokul döneminde bilinçlenme ile birlikte hala anne-baba ve öğretmen sözü dinleyen çocuk öğrenme aşaması sırasında sınavla tehdit edilirken, ödevlendirme ilkokula göre azalıyor. LGS döneminde de birazda olsa ders çalışan çocuğumuz liseye geldiğinde ergenlik ve kendini bulma dönemiyle birlikte hele bir de LGS için çalışmış ancak sonuç alamamışsa her şeyi bırakıyor.</p>
<p class="s3">Lisede ise fazla ödevlendirme yok. Olsa da olayı ciddiye alıp ders çalışan genç çok az. Ders tekrarı yapmayan, dersi dinlemeyen, dinlese de tam odaklanmadan üstünkörü dinleyen genç YKS sınavı zamanı geldiğinde ders başına oturamama, odaklanamama gibi zorluklarla birlikte zamanı daraldığı için bocalamakta. Çünkü artık gerçekten kendisi ile baş başa kalıp “çalışma eylemini” gerçekleştirmesi gerekmekte. Oysa kigencimiz ilkokulda başlayan ders çalışma, ödev yapma gibi kavramları lise hayatında askıya almıştı. Kısacası “nasıl ders çalışılıyordu” unutmuştu.</p>
<p class="s3">Süreç anlattığım gibi işliyor ne yazık ki.</p>
<p class="s3">Bende kendi ütopyamdan bahsetmek istiyorum.</p>
<p class="s3">Anaokulu olmazsa olmaz. Kaba motor becerilerin tam olarak oturup, ince motor becerilerin devreye girdiği, sosyalleşmenin başladığı dönem.</p>
<p class="s3">İlkokul 1. Ve 2. Sınıfta okuma yazma becerileri ile uygulamalı olarak sosyal yaşam ve nezaket eğitimi (günaydın demek- sıraya girmek, diksiyon, etkili iletişim, çevre bilinci, hayvan ve insan hakları, yemek yeme kültürü, disiplinli çalışmanın önemi gibi ) okumayı sevdirme ile birlikte okuduğunu anlama çalışmaları yapıp hayal dünyaları canlı tutma etkinlikleri eklerdim. Spor ve zeka oyunları olmazsa olmazım.Matematikte ise ritmik saymalar ve toplama çıkarma yeterli derim. Bu dönemin iki yıl olmasının sebebi, çocukların sıkılmadan yavaş yavaş bazı şeyleri tam olarak oturtması için.</p>
<p class="s3">İlkokul 1.ve 2.sınıfta okuduğunu anlamayı öğrenen çocuğa3.ve 4.sınıfta özel okuma saatleri ile birlikte kitap sunum dersi eklerdim. Topluluk içinde konuşma deneyimi yaşaması için. Yine kültür-sanat derslerim olur üzerine hayat bilgisi dersleri gibi diğer müfredatı eklerdim. Sınav bu dönemde kesinlikleyok. Ayrıca ilkokul 5 yıl olması bu öğretilerin oturması için şahane süreç. Öğrenmeyi öğrenmek, motivasyon gibi konular için rehberlik dersim 5.sınıfta olması gerekenler içerisinde.</p>
<p class="s3">Ortaokulda ise her öğretmenin ders programına göre zaman yönetimi sistemi içerisinde çocuğa ödevlendirme yapması için alan açardım. Her çocuğun spor, sanat, edebiyat gibi alanların en az birinde uzmanlaşması için gerekli altyapıyı hazırlar ve ona göre seçmeli dersler koyardım. Ortaokul benim sistemimde 4 yıl. Bu arada insan olabilme dersleri ortaokulda da devam ederdi.</p>
<p class="s3">Meslek liselerini cazip hale getirip, ortaokulda kariyer planlaması için bireyin yetkinliklerine göre yönlendirme yapardım. Sonuçta ülkede her işi yapacak insana ihtiyacımız var.</p>
<p class="s3">Lise eğitiminde illaki ödevlendirme olmazsa olmazım. Rehberlik saatinde nasıl ders çalışırım, çalışmayı nasıl öğrenirim, öğrenmeyi nasıl öğrenirim ana konum olurdu. Gerekiyorsa birebir çalışmalarla desteklerdim. Rehberlik saatinde ana konulardan biri de “öz disiplin” olmalı diye düşünüyorum. Sonuçta bireysel olarak istikrarsızlığımızın ana sorununu çözmek lazım. Ayrıca lise için 4 yıl uzun bir süre.</p>
<p class="s3">Bilimin ve üretimin öneminin vurgulanması da önceliklerim arasında yer alırdı.</p>
<p class="s3">Sonrası zaten üniversite veya meslek.</p>
<p class="s3">Gördüğümüz üzere toplumsal olarak kültürlenme ve kalkınma;öğretimden (müfredattan) daha çok eğitime bağlı.</p>
<p class="s3">Ülkemizde okullar açılırken Eğitim-Öğretim yılı denir. Müfredata baktığımızda eğitimden çok öğretim yılı olduğunu görüyoruz ne yazık ki. Yukarıda bahsettiğim “insan olma dersleri” hayat bilgisi altında kısaca veriliyor tıpkı İstanbul’un Fethi anlatılır gibi. Oysa ki bu işler “uygulamalı” olmalıdır.</p>
<p class="s3">Benim eğitim ütopyam bu. Sizler ne dersiniz bu ütopyaya bilemem.</p>
<p class="s3">Sürekli olarak toplumun durumundan şikayet ediyoruz. Düzelme ancak eğitimle olur. Buda eğitim sistemine doğru müdahaleyi yaparak mümkündür.</p>
<p class="s3">Ne dersiniz bir gün hayalim gerçek olur mu?</p>
<p class="s3">Saygılarımla,</p>
<p class="s3">Süreyya Kocadağ</p>
<p class="s3">Sosyolog</p>
<p class="s3">Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni</p>
<p class="s3">Eğitim Danışmanı</p>
<p class="s3">
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merhametsizlik ve Ergenler…</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/merhametsizlik-ve-ergenler-h27865.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 08:46:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27865</guid>

					<description><![CDATA[Z kuşağı artık büyüdü neredeyse anne-baba olmaya başladılar. Sıra geldi Alfa Kuşağına yani 2010 yılının son aylarından itibaren doğanlar… “Alfa kuşağından sonra ne geliyor? “ diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Her 15 ile 20 yıl arasında yeni bir kuşağın adlandırıldığı biliniyor. Bu koşullarda en yeni kuşak eli kulağında gelmek üzere… Yani Beta kuşağı… Uzunca bir zamandır [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Z kuşağı artık büyüdü neredeyse anne-baba olmaya başladılar. Sıra geldi Alfa Kuşağına yani 2010 yılının son aylarından itibaren doğanlar…</p>
<p>“Alfa kuşağından sonra ne geliyor? “ diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Her 15 ile 20 yıl arasında yeni bir kuşağın adlandırıldığı biliniyor. Bu koşullarda en yeni kuşak eli kulağında gelmek üzere… Yani Beta kuşağı…</p>
<p>Uzunca bir zamandır Z kuşağı ile çalışıyorum hatta neredeyse ergen olarak nesilleri tükenmek üzere. Çok şükür 🙂</p>
<p>Ailelerin çocuklarına tutum ve davranışlarını gözlemliyorum. Bu arada çocukların da kendi kendilerine olan tutum ve davranışlarını izliyorum.</p>
<p>Birçok ailenin çocuğundan bir beklentisi yok.</p>
<p>Ortak beklentisi ise çocukların kendilerini kariyer anlamında iyi bir yere getirmesi.</p>
<p>Sırf aileler çocukları, kendilerini bir yere getirsin diye çocuklarına hiçbir iş yaptırmıyor. Tanıdığım tüm aileler çocukları için her şeyi yapmaya hazır. Çocuklarda bunun inanılmaz şekilde farkında ve bu durumu çok iyi kullanıyorlar. Çocuklarımızın biz ebeveynleri kendi ihtiyaçları doğrultusunda kullandıklarını düşünmüyor değilim.</p>
<p>Gelelim; biz Y kuşağına yani ne anne-babasını ne de çocuğunu memnun edebilmiş nesle…</p>
<p>Hatırlıyorum, yatağımı düzeltmeden evden çıkamazdım. Evde aile ile birlikte ev işi yapılırdı. O dönemde de kendime ait bir odam olmasına rağmen, odama çekilme, yalnız kalma gibi bir lüksüm yoktu. Eve misafir geldiğinde; misafire çıkmamak gibi bir durum söz konusu değildi. Keyfi okula gitmemek, okulda öğretmenleri eleştirmek gibi şeyler asla yapamazdık.</p>
<p>Ders çalışmaya başlamadan önce birçok sorumluğumu yerine getirmek zorundaydım. Ya da aile fertlerinden biri bir şey yapıyorsa vicdanen kendimi yardım etmek zorunda hissederdim. Hatta ders çalışırken aile fertlerinden biri bir şey istediğinde, dersin başından kalkar, o işi yapar sonra geri derse devam ederdim. Şimdi soruyorum kendime neden böyleydi diye; her defasında cevabım değişmiyor. Büyüğümüze olan SAYGI’dan…</p>
<p>Şimdi bakıyorum, geçtim odasını toplamayı;  boş bulaşık makinesine kirli tabağını bile koymak istemiyor. “Acaba böyle yaparken ne düşünüyorlar?”  diye sormadan edemiyorum. Yoksa biz aileler de mi sorun var ya da görerek öğrenme yöntemi çok iyi çalışıyor. “Ah bu sosyal medya ve televizyon” demeden edemiyorum.</p>
<p>Sanırım Y kuşağı ve Z kuşağı arasında çok çok hızlı bir değişim oldu. Genç bir anne ve eğitmen olmama rağmen bu kadar hızlı bir değişimi aklım almıyor.</p>
<p>Alfa kuşağının Z kuşağından da zor olacağı bir gerçek.</p>
<p>Esas üzüldüğüm nokta; anne babaların kendilerini kurtarsın, aman eli ekmek tutsun diye okutmaya çalıştığı çocuklarda gayret ve çabanın olmaması.</p>
<p>Eğitim sisteminin hali için hepimiz bir şeyler söyleyebiliriz. Ancak olan her şeye rağmen ebeveynler yemiyor-içmiyor misali çocuklarına doğru kanallardan özel eğitimler aldırmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Fakat çocuklarımız bunları görmelerine rağmen, çalışma öz disiplinini oturtup yapması gereken görev ve sorumluluklarını yerine getirmiyor.</p>
<p>Yani harcanan onca parayı, o parayı kazanabilmek için anne-babalarının çabasını, yorgunluğunu ve emeklerini hiç görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar. Bu durumu çocuklarımızda anne-babaya karşı merhametsizlik olarak nitelendiriyorum. Ayrıca  gençlerimizde “beni dünyaya bana sorarak mı getirdin?” düşüncesi olduğu için; ben ne yaparsam yapayım ailem beni kabul etmek mecburiyetinde düşüncesi içerisinde olduğundan bu acımasızlığın bu kadar yoğun olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p>Unutmayın şimdinin ergenleri, geleceğin anne-babaları siz olacaksınız. Muhtemelen sizin çocuklarınızın kuşağının adı da  “GAMA” olacak. Kuşak, kuşaktan fena geliyor.</p>
<p>Yaşımız yeterse, sizlerin de anne-baba olduğu günleri göreceğiz elbette.</p>
<p>Sizi izleyip, çocuklarınızdan şikayetlerinizi zevkle dinleyeceğiz; “Bizim zamanımız da böyle miydi?” diye olan söylemlerinizi…</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Süreyya Kocadağ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni</p>
<p>Eğitim Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine dürüst müsün?</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/kendine-durust-musun-h27827.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 12:25:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmen]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27827</guid>

					<description><![CDATA[Hepimizin kendine en yakın olanı  “kendisidir.” “Başarılı olmak istiyorsan kendine asla yalan söyleme” deriz. Çevremizde ki insanları kandırmak kolaydır. Ya kendimizi kandırmak kolay mı? İçsel muhasebe yapıp kendimizle soru cevap çalıştığımızda kendimize karşı dürüst olabiliyorsak, yaptığımız yanlışı kendimize itiraf edebiliyorsak o zaman kendi tutum ve davranışlarımızı düzeltip kendimizle barışık hale gelebiliriz. Kendine dürüst olmak kulağa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimizin kendine en yakın olanı  “kendisidir.”</p>
<p>“Başarılı olmak istiyorsan kendine asla yalan söyleme” deriz. Çevremizde ki insanları kandırmak kolaydır. Ya kendimizi kandırmak kolay mı? İçsel muhasebe yapıp kendimizle soru cevap çalıştığımızda kendimize karşı dürüst olabiliyorsak, yaptığımız yanlışı kendimize itiraf edebiliyorsak o zaman kendi tutum ve davranışlarımızı düzeltip kendimizle barışık hale gelebiliriz.</p>
<p>Kendine dürüst olmak kulağa kolay geliyor değil mi? Aslında zordur kendine dürüst olmak.</p>
<p>Mesela; diyete başlarız her pazartesi günü. O gün iyi geçer o gün hatta sonraki birkaç günde. Ardından biri çıkar der ki” hadi canım bir lokmadan bir şey olmaz akşama yemezsin “der. İşte orada ipin ucu kaçar, bir kaçamak, ikincisi derken, ağzımızda diyetteyim sözü kalırken uygulamada diyet bitmiştir.</p>
<p>Ya da zaman dilimi belirlemişizdir herhangi bir çalışmayı etkin hale getireceğizdir. O süre geldiğinde başlarız ertelemeye…</p>
<p>Ya da diyelim ki, bir konuda başarısız olduk. “Şartlar uygun değildi” diyoruz. Ama gerçekte yeterince çalışmadığımızı çok iyi biliyoruz. Bu da bir tür kendini kandırmadır aslında.</p>
<p>Kendine dürüst olmak bazen acıtır. Hatalarımızla yüzleşmek, eksiklerimizi kabul etmek hiç de kolay değildir. Herhangi bir işte başarının sırrı tam da burada saklı.</p>
<p>Çünkü kendimize dürüst olduğumuzda, neyi yanlış yaptığımızı görürüz. Nerede eksiğimiz var nerede fazlamız var onun farkına varırız. Ve ancak o zaman ilerleme kaydedebiliriz.</p>
<p>Her gün kendimize “ bugün kendime gerçekten dürüst müydüm? Diye sorduğumuzda cevap, kendimize şüphe duymadan “evet” ise doğru yoldayız demektir.</p>
<p>Unutmayın başarı bir anda gelmiyor. Küçük adımlarla, dürüst bir şekilde ulaşıyorsunuz ona ve yolculukta kendine karşı dürüst olmak, bu dürüstlükle birlikte irade gücü sizi hedefinize ulaştıracak en temel davranış şeklidir.</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Süreyya Kocadağ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmen</p>
<p>Eğitim Danışmanı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biz Büyüdük ve Kirlendi Dünya…</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/biz-buyuduk-ve-kirlendi-dunya-h27186.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jun 2024 08:30:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya KOCADAĞ Uzm. Aile Danışmanı- DEHB Eğitmeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27186</guid>

					<description><![CDATA[Biz Büyüdük ve Kirlendi Dünya… Toplum olarak hepimiz her şeyden şikayetçiyiz. Pek de düzletmek için bir şeyler yaptığımız söylenemez. “Hayattır akışında yaşayıp gidiyoruz”diyoruz. Çocuklarımızı büyütmeye çalışırken onların eğitimine ve kişisel gelişimlerine çok önem veriyoruz. Çağımız, teknoloji dönemi çocuklarımızın eline neredeyse doğduğu gün teknolojiyi verdik. Biraz da kendimiz rahat edelim diye. Çünkü sadece elinde teknoloji varken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><span class="s2">Biz Büyüdük </span><span class="s2">v</span><span class="s2">e Kirlendi Dünya…</span></p>
<p class="s3">Toplum olarak hepimiz her şeyden şikayetçiyiz. Pek de düzletmek için bir şeyler yaptığımız söylenemez. “Hayattır akışında yaşayıp gidiyoruz”diyoruz.</p>
<p class="s3">Çocuklarımızı büyütmeye çalışırken onların eğitimine ve kişisel gelişimlerine çok önem veriyoruz. Çağımız, teknoloji dönemi çocuklarımızın eline neredeyse doğduğu gün teknolojiyi verdik. Biraz da kendimiz rahat edelim diye. Çünkü sadece elinde teknoloji varken rahat yemek yiyordu, ağlamıyordu ve oturuyordu. Hatta okuma yazma bilmeden cep telefonunu kullanması bir zeka göstergesiydi bizim için.</p>
<p class="s3">Oysaki teknolojinin zaman içerinde dikkat eksikliğine, otizme ve beyine etki ederek düşünme becerilerini gerileteceğini öğrendiğimizde artık çok geçti. Çocuklarımız birer bağımlıya dönüşmüştü.</p>
<p class="s3">Bugünün anne babaları  “Y” ve “Z” kuşağının bir bölümü. Z kuşağı teknolojinin içine doğarken biz Y kuşakları dijital melez olarak şanslı sayılırız.</p>
<p class="s3">Şimdiki neslin adı “Alfa Kuşağı” onlar için her şeyin kursu var. Okuma kursu, yüzme kursu, dikkat kursu, okuduğunu anlama, piyano, okul özel dersleri, spor, sanat vs. Sosyalleşip, oyun oynamak için bile farklı bir mekana gitmek zorundalar.</p>
<p class="s3">Bizler sokakta oynayan tayfaydık hatta o kadar çok kaptırırdık ki kendimizi havanın karardığını unuturduk.</p>
<p class="s3">Kendi oyunumuzu kendimiz yaratırdık. İletişim aracımız bazen ev telefonu bazen de balkonun önüne gelip çılgınca arkadaşımıza seslenmekti. Bir araya geldiğimiz zamanlarda hep beraber olmayan telefonumuza bakmadığımız için yaşımızın gereği ne ise; konuşmak, oyun oynamak, bazen dertleşme, bazen beden, bazen akıl oyunları… Okey ve tavla dönemsel olarak vazgeçilmezimizdi.</p>
<p class="s3">Ama esas olay oyunlarımızdı. Şimdiki neslin pek bilmediği oyunlar.</p>
<p class="s3">İp atlamak; karşılıklı iki kişinin belli bir oranda kesilmiş lastik ipin içine geçip çeşitli kurallara göre oynanan oyun. Hiperaktiviyete karşı birebir çok enerji harcayan çocuk erkenden uyur.</p>
<p class="s3">İp atlamak; karşılıklı iki kişi ipin uçlarına geçer, ipi sallar ve ortadaki oyuncunun ipe takılmadan oynaması beklenir. Odaklanıp doğru yerden atlaması gerekir ki yanmasın.</p>
<p class="s3">Çizgi oyunu;  yere tebeşirle bir sistem çizilir seviyeye göre taşı doğru yere atıp hangi seviyedeysen o seviyeye basmadan taşı alıp, geri çizgi sisteminden çıkarman gerekliydi. Odaklanma ve vücut kontrolü.</p>
<p class="s3">El de ip oyunu; bir kişi eline ipi belli kurala göre takar diğeri ondan ipi bozmadan almaya çalışır. Biz fark etmezdik ama hem ince motor becerilerimiz hem görsel algımız çalışırdı hem de dikkatli almazsak yanardık.</p>
<p class="s3">Topaç oyunu; hem ince motor hem dikkat oyunudur.</p>
<p class="s3">Yakan top; takımlar oluşturulur, iki kişi karşılıklı geçer ve ortada kalan oyuncuları odaklanarak topla vurmaya çalışır.</p>
<p class="s3">Renkli istop; bir kişi ebe seçilir. Ebe topu havaya atarken bir renk söyler, diğer oyuncular o rengi bulmaya çalışır. Bulamayanı eğer vurursa ebe değişir. Renk tanıma, koşma etrafı hızlıca inceleyip istenen rengi bulma.</p>
<p class="s3">Kulaktan kulağa oyunu; birkaç kişi bir araya gelir. İlk baştaki bir cümle söyler sondaki de aynı cümleyi doğru bir şekilde söylemek zorundadır. Doğru söylemek için dikkatli dinlemek zorundasın. İşitsel öğrenmeyi açan en iyi oyunlardan biridir.</p>
<p class="s3">Sokak arası oynanan renkli bilye, çift kale maç, sıkıntıdan öylesine oynanan 5 taş oyununu ( inanılmaz refleks geliştirir)söylemiyorum bile.</p>
<p class="s3">Gördüğünüz gibi çocuklarımızın kurs kurs gezip edindiği deneyimleri biz sokakta kendiliğimizden oyun oynarken öğrendik.</p>
<p class="s3">Hep beraber yenen akşam yemekleri, okul zamanı okul ve ders, tatil zamanı gerçekten tatil yapılan, aile büyüklerine cevap verip, üslup bozukluğu ve saygısız davrandığımızda güdümlü terliği yediğimiz zamanlardı.</p>
<p class="s3">Şimdi bakıyorum da herkes kendi odasında aile içi iletişimin olmadığı, birlikte akşam yemeği bile yenemeyen bir dönemdeyiz. Çocuğun psikolojisi bozulmasın diye geçtim güdümlü anne terliğini nasılsın diye bile soramıyoruz artık. Aileler her ne kadar bu durumun farkında olsa da hayat koşulları sebebiyle ne yazık ki bazı şeylerde eksik ve verimsiz kalabiliyor. Bunları tamamlayabilmek için rahatça güvenip sokakta, site içine bile güvenemeyeceğinden kurs kurs gezmek zorunda kalıyorlar.</p>
<p class="s3">Çocukların gittikleri yerin adı;  özü eğlence olsa da kurs adı taşıdığından ne yazık ki buralara bile gitmek istemiyorlar. Çünkü bir sınırlama özgürlüklerine ket vurulma durumu var.</p>
<p class="s3">Biz Y Kuşağı bu şartlarda büyümüşken şimdi ki zamane çocuklarına baktığımda, doğal olan hiçbir şeyi yaşayıp,yiyemediklerinin farkına vardıkça çok üzülüyorum.</p>
<p class="s3">Şimdi sormadan edemiyorum.</p>
<p class="s3">Bu dünyayı biz büyürken mi kirlettik, yoksa son en temiz zamanına mı denk geldik?</p>
<p class="s3">Saygılarımla,</p>
<p class="s3">Süreyya KOCADAĞ</p>
<p class="s3">Uzm. Aile Danışmanı- DEHB Eğitmeni</p>
<p class="s3">Eğitim Danışmanı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel Ergenim…</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/guzel-ergenim-h27194.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2024 09:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Ergenim…]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27194</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Daha dün gibi her şey gözümün önünde. Sen dünyaya gelmeden önce sadece ikimiz vardık. Beraber uzunca bir zaman geçirdik, sen sessizdin bense hep bir hareket halinde. Sürekli anlattım sana. Okuduğum kitapları, izlediğim dizileri, filmleri, dışarıdaki olayları anlattım. Kısacası hazırlamaya çalıştım seni bu dünyaya… Dünyaya merhaba dediğinde belki de hazırdın her şeye….Tıpkı bir amazon gibi. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Daha dün gibi her şey gözümün önünde.</p>
<p>Sen dünyaya gelmeden önce sadece ikimiz vardık. Beraber uzunca bir zaman geçirdik, sen sessizdin bense hep bir hareket halinde. Sürekli anlattım sana. Okuduğum kitapları, izlediğim dizileri, filmleri, dışarıdaki olayları anlattım. Kısacası hazırlamaya çalıştım seni bu dünyaya…</p>
<p>Dünyaya merhaba dediğinde belki de hazırdın her şeye….Tıpkı bir amazon gibi.</p>
<p>Yıllar çok çabuk geçti. Ve ben daha senin tadını alamadan ergenlik dönemi başladı.</p>
<p>İlk isyanlar, ilk hayırlar, ilk kapı çarpmalar derken iletişime kendini kapattın. Odan, dünyan oldu. Bazen 2 gün yüzünü göremedik. Bazen eve geldin, geldiğinden haberimiz bile olmadı.( modern hayat dediğimiz bireyselleşme)</p>
<p>Sevdiklerimle iletişimsiz kalmayı hiç sevemedim.</p>
<p>Arkadaşların ve telefonun en yakın dostun oldu. Kendince kurulların vardı. Hayattaki kendin ile ilgili sorunlardan kaçmak içinse çeşitli bahanelerin…</p>
<p>Seni anlamadığımızı,</p>
<p>Senin adına endişe etmememiz gerektiğini,</p>
<p>Kaygılarımızın yersiz olduğunu söyledin.</p>
<p>Kendince hedeflerin, vazgeçişlerin vardı.</p>
<p>Sana verilen özgürlükleri “hak” sandın.( bu dünyada kadınlar binlerce yıldır hakları için hala savaşırken bazı şeyler öyle kolay kazanılmıyor)</p>
<p>Biz destekleyici olmaya çalıştıkça senin kaçışların ve rahatından vazgeçmek istemeyişin vardı.</p>
<p>Söylediğimiz her şeyi yanlış anlayarak sana zarar verdiğimizi, seni eleştirdiğimizi düşündün.</p>
<p>Bizle savaşa girdin. Biz bir cephe değiliz ki savaşılacak. Esas hayat denen savaş o çok girmek istediğin 18 yaşından sonra başlıyor.</p>
<p>İyi birer ebeveyn olmadığımızı hep dile getirdin.</p>
<p>Biz de çok büyük sayılmazdık anne-baba olduğumuzda.</p>
<p>Seninle öğreniyoruz anne baba olmayı. Deniyoruz çoğu zaman yanılıyoruz. Okulu yok ki gidelim.</p>
<p>Bu arada biz de ergen olduk unutma! Her dönemin istekleri,umutları, beklentileri, saygı anlayışı, kültürü, müzikleri, dansları, konuşmaları bile farklı. Bunların biz de farkındayız.</p>
<p>Her bir sonraki kuşağın bir önceki kuşak ile konuşmaları aynı.“senin devrin kalmadı artık” biz de biliyoruz devrimizin kalmadığını sürekli bir değişim içinde olunduğunu. Elimizden geldiği kadar değişime kendimizi açıyoruz.</p>
<p>Unutma biz değişimin kendisiyiz. Bazen bir sınava girdiğimde ders yakın Türkiye tarihi ise ( “1985-2000” yılları arasında ) kendimi tarih kitabını yazmış gibi hissediyorum.” Ne tarihi ben bu dönemi yaşadım” diyorum. <span class="s3">J</span></p>
<p>Biz annen baban olarak tarihi yazıp, koşulları değiştirip, hayatı sana daha kolaylaştırmak için mücadele ederek bu yaşları deneyimliyoruz. Yani sürekli gelişim ve değişim içerisindeyiz.” Bizim zamanımızda” diye başlayan sözlerimizi çok ciddiye almadığının farkındayız. Emin ol biz de büyüklerimizin almıyorduk. Bu koşularda değişim denen olayın farkındayız.</p>
<p>Bizler hatalarla, yanlışlarla büyüdük. Birçok şeyi yanlış deneyimleyerek doğruları gördük. Şimdi istiyoruz ki bizim hatalarımızı yapmayın. Bizden çok ileri de olun. Çünkü her bir nesil kendinden öncekilerden iyi olmalı. Sen de kendi deneyimini kendin yaşayacaksın. Ama unutma “aynı yoldan giderek yeni bir yer keşfedemezsin.” Yeni hatalar yap, yeni deneyimler edin.  Her koşulda yanında olacağız.</p>
<p>Şartlar ve imkan varken bunları değerlendirmelisin.</p>
<p>Kendi yapabilirliğine inanmak;</p>
<p>Zordur!</p>
<p>Emek ister!</p>
<p>Kendine yatırım yapmak gerekir!</p>
<p>Bazen konfor alanı diye bir şey bırakmaz.</p>
<p>En çok da seninle hayatta yapman gereken sorumlulukların yüzünden tartıştık.</p>
<p>Neden?</p>
<p>Neydi esas sorumluluğun?</p>
<p>Büyüdüğünde kendine yaratacağın yaşam standardın.</p>
<p>Çünkü her mesleğin getireceği yaşam standardı farklıydı. Bizler bunun farkına 2010-2020 yılları arasında vardık. Bizler için yeni bir oluşu, zorlayıcı olacağı için kendimizi kabullenerek senin kendine yatırım yapmanı bekliyoruz. Çünkü senin için bizler pek bir şey yapamayız. Ders çalışamayız, sınava giremeyiz. Bunun yerine eksik derslerden özel ders aldırırız, iyi etüt araştırırız, “ders çalış” deriz. Kısıtlıdır senin için elimizden gelen.</p>
<p>Tek yapman gereken o çok güzel tazecik beynini kendi için aktive etmen.</p>
<p>Bazı şeyler zordur. Zoru başarmak kendini iyi hissettir. Önemli olan da ilk zoru başarmaktır. Sana ilk zor geleni vazgeçmeden başardığında artık senin için başarının sonu olmayacaktır.</p>
<p>Şu söz de hep aklında olsun güzel ergenim;</p>
<p>“İnsanın nefsine ağır gelen hakkında hayırlıdır.”</p>
<p>Ergenliğin bitip hormonların normal seviyeye geldiğinde yanimantıklı düşünmeye başladığında büyüdüğünü fark edeceksin.</p>
<p>Anne ve babanla savaşın bittiğinde hayatla savaşın başlayacak.</p>
<p>Keşkelerin olmaması dileği ile.</p>
<p>Saygılarımla;</p>
<p>Süreyya KOCADAĞ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni</p>
<p>Eğitim Danışmanı<a name="_GoBack"></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elalem Ne Der Örgütü</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/elalem-ne-der-orgutu-h26955.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2024 07:46:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Elalem Ne Der Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<category><![CDATA[Uzmn. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=26955</guid>

					<description><![CDATA[Elle tutulmaz gözle görülmez fakat toplum olarak kayıtlı olduğumuz böyle bir örgüt var.”Elalem ne der örgütü”. Herhangi bir hiyerarşik yapısı ve üye olma zorunluluğu olmayan ama nasibimizi aldığımız sanal bir kuruluş. Görünmez yasaları, ağır yaptırıp gücü olan bu örgüte bazılarımız çokça boyun eğmiş durumdayız. Görünmez kurallara ve yasalara uymayanlar için zaman zaman örgütün toplumdan dışlamaca [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elle tutulmaz gözle görülmez fakat toplum olarak kayıtlı olduğumuz böyle bir örgüt var.”Elalem ne der örgütü”. Herhangi bir hiyerarşik yapısı ve üye olma zorunluluğu olmayan ama nasibimizi aldığımız sanal bir kuruluş. Görünmez yasaları, ağır yaptırıp gücü olan bu örgüte bazılarımız çokça boyun eğmiş durumdayız.</p>
<p>Görünmez kurallara ve yasalara uymayanlar için zaman zaman örgütün toplumdan dışlamaca becerisi bile var.</p>
<p>Örgütte görünmez bir el merkezden yönetiyor gibi olsa da her birim kendi küçük ağları içerisinde farklılaşıyor ve birbirinden bağımsız. Yaşadığın bölge, tanıdığın ve iletişime geçtiğinin kişi oranında değişkenlik gösterebiliyor. Bu örgüt ağı kendi içerisinde bölgesel olarak da ilerlerken aynı zamanda senin tanınmışlık durumuna, yaptıklarına, ürettiklerine göre de çapı değişiyor.</p>
<p>Elalem ne der örgütü genelde olumsuz yönde çalışıyor. İnsanda üretme kabiliyetini köreltirken, kiminde yaşam enerjisi, kiminde özgüven bırakmıyor. Toplum içi görünmez el terörü hep zarar veriyor. Silahı mı “sözcükler”.  Kelimelerin olumlu gücünü asla kullanmıyorlar.</p>
<p>Bu işi nasıl mı yapıyor. Önceleri aile içi, mahalle köşe başı dedikodu timleri ile başlayıp, örgütsel olarak genişleyerek zaman zaman tüm ülkeyi kapsıyor.</p>
<p>Toplumun değerleri ve dinamikleri sürekli değişiyor. Dönemsel olarak bazı şeyler sıra dışıyken zaman içerinde normalleşiyor. İşte tüm olay sıra dışından normalleşmeye geçerken yaşanıyor. Her şeye rağmen içinden geleni yapanlara, eleştiriye ve dışlanmaya tahammül gösterenler sayesinde normalleşme yaşanıyor. Örgütün yaptırımından etkilenme durumun çevrendeki kişilerin bakış açısı bu örgütten zarar görme durumuna göre değişiyor. Bireylere saygı duymayı, doğru da yanlış da yapsa onun tercihi demeyi daha yeni yeni öğreniyoruz.</p>
<p>Bu örgüt; kıyafetine, oturmana, ilişkilerine, eğitimine, yaşam şekline, yaptıklarına sürekli müdahale ederken sürekli beğenmediğini yaptığının iyi olmadığını dile getiriyor.</p>
<p>Bizler çok fazla üreten insanlar değiliz ama üreteni de üretenin ortaya çıkardığını da sürekli eleştirir hevesini ve özgüveni kırarız. “Ortaya sen çıkar” dediğimizde de başımızı devekuşu misali kuma gömer alttan alttan üreteni izlemeye devam ederken paralel şekilde eleştiririz de…</p>
<p>Eğer eleştirilere katlanacak duygusal güce sahipsek toplumun değerlerini ve bakış açılarını değiştirme gücüne de sahibiz. Böyle bir psikolojik güce sahip değilsek eğer ne gönlümüzce yaşayabiliyor ne de üretebiliyoruz. Çünkü baskı çok fazla. İkili gruplar halinde, kapalı kapılar ardında yaptıkların sürekli üretmeye ve içindekileri yaşamaya cesareti olmayanlar tarafından dile geliyor.</p>
<p>Belli ki bu” elalem ne der terör örgütü” zaman içerinde evrilerek yoluna devam edecek.</p>
<p>Toplumda kabul görme adına, toplumun norm ve değerlerine hepimiz bir şekilde uyum gösteriyoruz. Düşüncelerimiz, kıyafetimiz, hayata bakışımız bir şekilde aynılaşarak bütünün içerinde yerimizi alıyoruz.</p>
<p>İstediğimiz gibi oluyor mu bilemem ama;</p>
<p>Bu durum da iki tercihimiz var ya bu örgüte teslim olup var olmadan yok olursun ya da bakış açını değiştirip “meyve veren ağaç taşlanır der” yoluna devam edersin. Tercih bize kalmış.</p>
<p>Unutmayalım; Tarih her zaman üretenleri konuşur, konuşan ve duranları değil…</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Süreyya Kocadağ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzmn. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
