<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazarlar &#8211; Milliyet Haberleri | Gündemi Yakından Takip Edin</title>
	<atom:link href="https://milliyethaberleri.com/kategori/yazarlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://milliyethaberleri.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Sep 2025 12:25:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.8</generator>
	<item>
		<title>CEBELİ YERLİKAYA: Bizim payımıza düşen bedel de yazmak…</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/cebeli-yerlikaya-bizim-payimiza-dusen-bedel-de-yazmak-h29826.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cebeli yerlikaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=29826</guid>

					<description><![CDATA[Öncelikle sizi tanımak isteriz. Cebeli Yerlikaya kimdir? Anadolu’daki kadim şehirlerden biri olan Elazığ’da dünyaya merhaba dedi gözlerim. İlk ve orta öğrenimimi bu şehirde tamamladım. Çocukluk ve gençlik yıllarımın bir bölümü bu şehirde geçti. İnsan; doğup büyüdüğü, nefes aldığı ve yaşam tarzı ile kültürel kimliğinin varlığından nemalandığı şehrin imzasıdır. Ben de bir nevi bu kadim şehrin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><strong><span class="s5">Öncelikle sizi tanımak isteriz. Cebeli Yerlikaya kimdir?</span></strong></p>
<p class="s4">Anadolu’daki kadim şehirlerden biri olan Elazığ’da dünyaya merhaba dedi gözlerim. İlk ve orta öğrenimimi bu şehirde tamamladım. Çocukluk ve gençlik yıllarımın bir bölümü bu şehirde geçti. İnsan; doğup büyüdüğü, nefes aldığı ve yaşam tarzı ile kültürel kimliğinin varlığından nemalandığı şehrin imzasıdır. Ben de bir nevi bu kadim şehrin zamana atılmış imzasıyım. Bu şehirde doğmuş olmanın getirmiş olduğuayrıcalığı, içinde barındırdığı avantajları fark edip haneme yazmam, benim kimlik oluşumumun ana etmenleridir. Bu kadim şehrin değerleriyle değerlendim, buradan aldığım kültürel kodlarla şekillendim. Bu nedenledir ki ben bu şehrin rengi, bu şehrin diliyim. Tabiri caizse bana bakınca Elazığ’ı, Elazığ’a bakınca da beni görürsünüz. O yüzden bugün elimiz kalem tutup, dilimiz bir çift söz söyleyebiliyorsa bunun sebebi de kaynağının ta kendisi de Elazığ ve sahip olduğu büyük kültürel miras ile manevi derinliktir. Kısacası kimliğimin Arif’i de budur, tarifi de.</p>
<p class="s6"><strong><span class="s5">Yazmaya nasıl başladınız? Sizi teşvik eden biri ya da bir olay olmuş muydu?</span></strong></p>
<p class="s4">Her bir insanın hayat serüveninde mutlak kırılma, kesişme ve de karar noktaları vardır. “Ben neyim?” ile “ben kimim?” sorularına doğru cevaplar bulabiliyorsanız, işte zaman başlıyor içinizdeki yolculuk. İşte o zaman yontuluyor içinizdeki hamolan siz, ağaç misali. Ve “Ney” oluyorsunuz sonra. Kendi melodinizi, kendi ezgilerinizi, hatta kendi türkünüzü o zaman söylemeye başlıyorsunuz. İçinde bulunduğum şehrin (Elazığ) her bir köşesi, her bir günü bu motivasyonla doluydu. Kendinde kendini bulan birinin, bu hazineden paye almaması, heybesini bu zenginlikle doldurmaması neredeyse imkansız.Ben hep alan tarafında oldum. Okul ortamında edebiyat hocalarımın da naçizane şahsımda bu parıltıyı görmeleri ve teşvikleri ile yazım işine dair teşvik-i mesaim başlamış oldu.Var olanı göreceksin ki var eden de seni görsün. “Var” eden de bizi görmüş olacak ki, ne varsa dışa döktük. Ne “Var” ne yoksa yazdığımız, hepsi “Var’dandır”. Bu anlayış ve de düşünce tarzıyla yeni söylemler, yeni eylem biçimleri, yazın’adair yeni tecrübeler birikti içimizde. Biriken onca kelime,hatta cümle ya da mısra buhar olup gitmemeliydi.Haykırmalıydı bu ses, yazmalıydı kalemi, dökülmeliydi kâğıda her bir nefes. Ki döküldü. Bu işin aslı da bu şekilde örüldü.</p>
<p class="s6"><span class="s5">“<strong>Dümeni Kırık Şehirler” ve “Mürekkebin Son Demleri” isimli şiir kitaplarınızın ardından son olarak “Elena” isimli şiir kitabını okuyucularıyla buluşturmuştunuz. </strong></span><strong><span class="s5">Ş</span><span class="s5">iir hayatınızın neresinde? </span></strong></p>
<p class="s4">Evet, “Dümeni Kırık Şehirler” ile başladı ilk serüvenimiz. İnceden inceye bir dokunuştu aslında bu şiire. İlk soluklar, ilk yanlışlar, ilk haykırışlar, ilk aldanışlar&#8230; Onlarca ilklerle doluydu bu kitap. Bulduğumu sandığım kendimi, bulamadığımı gördüğüm ilk deneyimdi bu, kitap olarak. Üst üste binen yıllar, bir bir çoğalan yeni kitaplar ile ilerledi. En son “Elana” dedik şiir kitabı olarak. Fakat gelin görün ki, bunda da bir eksiklik, bir tamamlanamamışlık, bir olmamışlıkhali hâkimdi bende. Belki okuyucudan çok iyi yorumlar, çok iyi geri dönüşler aldım bu kitaplara dair ama ben yine de bu benin o olması gereken ben olmadığının bilincindeydim. Ben şiirin her yerindeydim. Kıyısında, bacasında, ötesinde, birisinde. Fakat onun, benim her yerimde olmadığını gördüm. Belki de onun içimde tamamen yer etmesi için benim yapmam gerekenler vardı. Belki de benden beklentisi bir hayli büyüktü şiirin. Belki o yüzden bekledi hep kapıda, lütfedip içeri girmedi. Her yerindeyim dedim ya şiirin; o da bıkmış olmalı benden. Her gün bir kelimeyi asıyorum kolundan bacağından. Her gün onlarca cümleyi tutup, kapı dışarı ediyorum kulağından. Bazen de pamuklara sarıyorum mısraları incinmesin diye saçlarından. Benimki böyle bir ilişki işte şiirle. Ne o vazgeçiyor benden ne de ben bir an uzakdurabiliyorum ondan.</p>
<p class="s6"><strong><span class="s5">Yeni bir kitap çalışmanız var mı?</span></strong></p>
<p class="s4">Yarın yeni bir günse ve o yeni günün içinde bizler de yer alıyor, nefes alıp verebiliyorsak, bunun da bir bedeli olmalı. Bizim payımıza düşen bedel de yazmak olsa gerek. Bu gerekliliği göz ardı etmek gibi bir niyetim yok elbet. Bunca bulanmışken içine, bunca yutmuşken tozunu, ruhunu kuşatmışken yazmak işi, nasıl yazmadın durabilir insan. Elbet birkaç kelam var daha diyeceğimiz, elbet birkaç selam daha var dostlara diyeceğimiz. Bu vesileyle iki kitabın hazırlığı içinde olduğumu, bunlardan birinin şiir, diğerinin ise roman olduğunu söyleyebilirim. Fakat “ne zaman okurla buluşur, ne zaman raflara düşer?” diye sorarsanız, “belki bir kış, belki birbahar kadar daha var” derim. Maksadımız, yaptığımız pilavdan herkes yesin. Ağız ekşitilecekse, burun kıvrılacaksa lüzumu yok yemeği sofraya indirmenin. Tat bırakmaktırdamaklarda, hatır bırakmaktır gönüllerde gayemiz. Bu hayalle, bu sevinçle, bu anlayışla hazırlıyoruz yenilerine kendimizi. Bu vesileyle, cevap verebildiysek, lisanımız ölçüsünde anlatabildiysek gayemizi ne mutlu bizlere. Anlamak kadar, anlaşılmakta önemli bizler için. Anlaşıldığımız her bir yüreğe sonsuz şükranlarla. Sizlere de bu güzel ve özel röportaj içinsonsuz teşekkürler ediyor, meslek hayatınızda üstün başarılar diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanayiden Cemiyet&#8217;e yükselen bir güç: Sevim Aydın</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/sanayiden-cemiyete-yukselen-bir-guc-sevim-aydin-h29299.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 17:11:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=29299</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin en çok okunan dijital cemiyet ve magazin platformu Cemiyet Sosyete, sanayi, sanat ve sosyal sorumluluk alanlarında fark yaratan lider isimleri sayfalarında ağırlamayı sürdürüyor. Bu haftanın öne çıkan ismi, çok yönlü başarılarıyla dikkat çeken bir kadın: Sase Grup Yönetim Kurulu Başkanı Sevim Aydın. Kars’ta doğup Antalya’da büyüyen, İstanbul ve Kocaeli’nde sanayideki güçlü varlığıyla parlayan Sevim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en çok okunan dijital cemiyet ve magazin platformu Cemiyet Sosyete, sanayi, sanat ve sosyal sorumluluk alanlarında fark yaratan lider isimleri sayfalarında ağırlamayı sürdürüyor. Bu haftanın öne çıkan ismi, çok yönlü başarılarıyla dikkat çeken bir kadın: Sase Grup Yönetim Kurulu Başkanı Sevim Aydın. Kars’ta doğup Antalya’da büyüyen, İstanbul ve Kocaeli’nde sanayideki güçlü varlığıyla parlayan Sevim Aydın; 30 yıla yaklaşan köklü firmasıyla üretimde istikrarı ve kaliteden ödün vermeyen yaklaşımıyla örnek gösteriliyor. Türkiye’nin dört bir yanındaki üretim tesislerinde özellikle kadın istihdamına öncelik vermesi, onu sanayi dünyasında farklı bir yere taşıyor. Kadınların üretimde daha fazla yer alması gerektiğine inanan Aydın, aynı zamanda çocukların eğitimi ve kız çocuklarının desteklenmesi konusunu da iş hayatının merkezine taşıyor. Gerek sosyal medya üzerinden gerekse kurduğu gönül bağlarıyla, gençlere ilham olacak mesajlar paylaşmayı sürdürüyor. Sevim Aydın, sadece iş dünyasında değil; sanat ve cemiyet hayatında da aktif bir figür. Yıllardır dostluk kurduğu birçok sanatçıyla sosyal sorumluluk projelerinde yan yana gelen Aydın, kültürel değerlere sahip çıkan bir iş kadını olarak da tanınıyor. Yerli üretime verdiği destek, STK’larda üstlendiği sorumluluklar ve cemiyet hayatındaki güçlü duruşu ile Sevim Aydın, 2025’in ikinci yarısında da “üreten, ilham veren, destekleyen” kimliğiyle konuşulmaya devam edecek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“ÇAĞIN AYNASINDA ŞAİRİN YÜZÜ SERDAR ERBEKLER İLE DERİN BİR SÖYLEŞİ”</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/cagin-aynasinda-sairin-yuzu-serdar-erbekler-ile-derin-bir-soylesi-h29045.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 May 2025 20:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimci Yazar Şair Serdar ERBEKLER]]></category>
		<category><![CDATA[“ÇAĞIN AYNASINDA ŞAİRİN YÜZÜ SERDAR ERBEKLER İLE DERİN BİR SÖYLEŞİ”]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=29045</guid>

					<description><![CDATA[Modern Türk Şiirine Derin Bir Yolculuk: Serdar Erbekler ile Edebiyat, Yalnızlık ve Toplum Üzerine Röportaj: Gazeteci Funda Günümüz Türk şiirinin dikkatle izlenen kalemlerinden Serdar Erbekler, hem bireyin içsel dünyasını hem de toplumun çalkantılı yüzünü ustalıkla işleyen şiirleriyle dikkat çekiyor. Onun dizelerinde sadece kelimeler değil, aynı zamanda çağımızın sancıları, yalnızlığı ve sorgulamaları da yankılanıyor. Bu özel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern Türk Şiirine Derin Bir Yolculuk: Serdar Erbekler ile Edebiyat, Yalnızlık ve Toplum Üzerine<br />
<strong>Röportaj: Gazeteci Funda</strong></p>
<p>Günümüz Türk şiirinin dikkatle izlenen kalemlerinden Serdar Erbekler, hem bireyin içsel dünyasını hem de toplumun çalkantılı yüzünü ustalıkla işleyen şiirleriyle dikkat çekiyor. Onun dizelerinde sadece kelimeler değil, aynı zamanda çağımızın sancıları, yalnızlığı ve sorgulamaları da yankılanıyor. Bu özel röportajda Serdar Erbekler ile şiirin değişen doğasını, genç şairlere önerilerini ve edebiyatın dönüştürücü gücünü konuştuk.</p>
<p><strong>Funda: Serdar Bey</strong>, şiirlerinizde yoğun bir yalnızlık duygusu, zaman zaman bir yabancılaşma ve bunun yanında keskin toplumsal eleştiriler hissediliyor. Bu temaları bu kadar güçlü bir şekilde işlemenizin ardında ne yatıyor?</p>
<p><strong>Serdar Erbekler:</strong> Her şey insanla başlıyor. Modern bireyin içsel çöküşü, toplumdan kopuşu, kimlik bunalımı, hız çağının dayattığı yüzeysellik… Benim için şiir, bu karmaşık gerçekliği anlatmanın en derin ve dürüst yoludur. O yalnızlık ve yabancılaşma aslında bana ait değil sadece; bu çağın, bu toplumun insanına ait. Birçok kişi kendini kalabalıklar içinde yalnız hissediyor. Teknolojiyle çevrili olsak da duygusal olarak çok izole bir hâle geldik. Ben de bu kırılmayı, bu içsel çatışmayı şiirle dile getiriyorum.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Günümüzde birçok kişi sosyal medyada “şiir” adı altında kısa metinler paylaşıyor. Sizin de söylediğiniz gibi bu çağın insanı duygularını hızlıca tüketiyor. Sizce şiirin tanımı ya da işlevi değişti mi?</p>
<p><strong>Serdar Erbekler:</strong> Evet, şiir bir dönüşüm geçirdi ama özü değişmedi. Sosyal medyada gördüğümüz şeylerin çoğu edebi metin değil, duygusal anekdotlar ya da iç döküşler. Elbette onların da bir karşılığı var ama şiir öyle kolay yazılan bir şey değildir. Şiir hâlâ bir direnç alanıdır. Hâlâ insanın en derin noktasına ulaşmak için çaba ister. Şiir, moda akımlara göre şekillenmez; zamanın değil, insanın ruhuna hitap eder. Popüler olmak için değil, kalıcı olmak için yazılır şiir. Bu yüzden birkaç dizelik metinlerle karıştırılmamalı.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Şiirlerinizde bireyin iç dünyası kadar toplumsal meseleler de yer alıyor. Özellikle ekonomik eşitsizlik, adalet arayışı, çocukluk travmaları gibi konular sıkça işleniyor. Şiir, sizce gerçekten toplumu dönüştürebilir mi?</p>
<p><strong>Serdar Erbekler:</strong> Kesinlikle dönüştürür. Şiirin gücü sessiz ama derindir. Bazen bir dize, bir insanın tüm hayatını etkileyebilir. Şiir okuyan insan sorgulamaya başlar, empati kurar, geçmişiyle yüzleşir. İşte bu farkındalık, küçük ama kalıcı bir devrimdir. Toplumsal dönüşüm bireysel uyanışla başlar. Benim işim, o uyanışa bir kıvılcım yakmak. Bir çocuğun gözünden hayata bakmak, bir kadının sessizliğini duymak, yaşlı bir adamın içsel yorgunluğunu hissettirmek… Bunları şiirle anlatabildiğinizde, yalnızca bir metin değil, bir vicdan bırakmış olursunuz okuyucunun zihnine.</p>
<p><strong>Funda: Özellikle</strong> çocuk edebiyatına ve genç kuşaklara da değiniyorsunuz. Çocukların ve gençlerin dünyasına şiirle dokunmak nasıl bir sorumluluk?</p>
<p><strong>Serdar Erbekler:</strong> Çok büyük bir sorumluluk. Çünkü çocuklara şiir yazmak demek, bir zihni şekillendirmek demektir. Onların hayal gücü yetişkinlerden çok daha güçlü ama aynı zamanda çok daha hassas. Şiir aracılığıyla onlara umut verebilir, sevgiyi, doğayı, dostluğu anlatabilirsiniz. Gençlik ise arayış dönemidir. O arayışta doğru bir şiirle karşılaşmak, hayatın yönünü değiştirebilir. Bu yüzden çocuklara ve gençlere yönelik edebi çalışmalar bence geleceğe bırakılmış en kıymetli mirastır.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Şiir yazmaya yeni başlayan gençlere neler önerirsiniz? Yolun başındayken nelerden uzak durmalılar?</p>
<p><strong>Serdar Erbekler:</strong> Öncelikle sabırsızlıktan uzak durmalarını öneririm. İyi bir şiir, sabırla, emekle ve içsel bir derinlikle oluşur. Bugün herkes şiir yazıyor ama çok azı gerçekten şiirle nefes alıyor. Genç şairlere tavsiyem: Çok okuyun. Sadece şiir değil; felsefe, sosyoloji, psikoloji, tarih okuyun. Hayatı anlamadan, insanı çözmeden şiir yazamazsınız. Ve en önemlisi: Kendinizi taklit etmeyin. Her yazdığınız metin sizi biraz daha özgün kılmalı. Kendi sesinizi bulmak kolay değil ama o ses bulunduğunda, okur da sizi bulur.</p>
<p><strong>Funda’nın Notu:</strong><br />
Serdar Erbekler’in dizelerinde yalnızca kelimeler değil, bir çağın ruhu dolaşıyor. Onun şiirleri, içinden geçtiğimiz bu hızlı, yorucu, kalabalık ama aslında çok yalnız döneme bir itiraz gibi. Şiirle hem bireyi hem de toplumu anlamaya, değiştirmeye çalışan bir şairle bu derin sohbet, bize gösteriyor ki; şiir hâlâ var, hâlâ direniyor ve hâlâ dokunuyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-21806" src="http://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173-242x300.jpeg" sizes="(max-width: 242px) 100vw, 242px" srcset="https://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173-242x300.jpeg 242w, https://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173-826x1024.jpeg 826w, https://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173-768x952.jpeg 768w, https://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173-65x81.jpeg 65w, https://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173-91x113.jpeg 91w, https://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173-165x205.jpeg 165w, https://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173-355x440.jpeg 355w, https://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173-254x315.jpeg 254w, https://www.worldnewsturkey.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG_8173.jpeg 1080w" alt="" width="242" height="300" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şair ve Söz Yazarı Şenay İçlek Bilgiçli: “Şairler Halkın Dilidir”</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/ben-senay-iclek-bilgicli-h28276.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2025 13:25:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Şenay İçlek Bilgiçli]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçı Şenay içlek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=28276</guid>

					<description><![CDATA[Sanat dünyasında kendine sağlam bir yer edinen Şenay İçlek Bilgiçli, şiir ve söz yazarlığı alanındaki başarılarıyla adından söz ettiriyor. Ortaokul yıllarında öğretmeninin teşvikiyle başladığı şiir serüveni, onu uluslararası ödüllerle taçlanan bir kariyere taşıdı. Bugüne kadar 1.800’den fazla şiir yazan Bilgiçli’nin 160 eseri bestelenerek müzik dünyasında yerini aldı. Röportajımızda sanat hayatına dair samimi açıklamalarda bulunan Bilgiçli, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanat dünyasında kendine sağlam bir yer edinen Şenay İçlek Bilgiçli, şiir ve söz yazarlığı alanındaki başarılarıyla adından söz ettiriyor. Ortaokul yıllarında öğretmeninin teşvikiyle başladığı şiir serüveni, onu uluslararası ödüllerle taçlanan bir kariyere taşıdı. Bugüne kadar 1.800’den fazla şiir yazan Bilgiçli’nin 160 eseri bestelenerek müzik dünyasında yerini aldı.</p>
<p>Röportajımızda sanat hayatına dair samimi açıklamalarda bulunan Bilgiçli, şairlerin toplumdaki önemine dikkat çekerek, “Şairler halkın dilidir. Yaşanmışlıkların, mutlulukların ve acıların tercümanıdır. Onlar var oldukça duygular şarkıya, türküye dönüşür” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yerel ve ulusal basında eserlerine yer verilen başarılı sanatçı, en son Altın Medya Ödülleri’nde büyük bir başarıya imza atarak ödüle layık görüldü. Destek veren herkese teşekkür eden Bilgiçli, sanat yolculuğuna aynı tutkuyla devam edeceğini belirtti.</p>
<p>NAZAR DEĞMESİN</p>
<p>Dalgaların sesi kıyaya vurur<br />
Dokunsan gönlüme gönlüm yaz olur<br />
Sevgilim dilinden sözler bal olur<br />
Şu garip Gönlüme derya yol olur</p>
<p>Gizli tut aşkımı eller bilmesin<br />
Söyleme söyleme nazar değmesin<br />
Gizli tut aşkımı eller bilmesin<br />
Söyleme söyleme nazar değmesin</p>
<p>Kalbinin kilidi tek bende olsun<br />
Dalgalar esen yele bizi sorsun<br />
İçimde sönmeyen yanan korsun<br />
Mutluluklar bizim hep bizim olsun</p>
<p>Söz Şenay Bilgicli</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28288" src="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/b39c963f-d709-42dc-9401-f1142267c0a7.jpeg" alt="" width="1080" height="1440" srcset="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/b39c963f-d709-42dc-9401-f1142267c0a7.jpeg 1080w, https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/b39c963f-d709-42dc-9401-f1142267c0a7-768x1024.jpeg 768w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28278" src="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/d8289c8d-2248-45c1-9085-b812ece7b3f8.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/d8289c8d-2248-45c1-9085-b812ece7b3f8.jpeg 1200w, https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/d8289c8d-2248-45c1-9085-b812ece7b3f8-768x1024.jpeg 768w, https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/d8289c8d-2248-45c1-9085-b812ece7b3f8-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /> <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-28279" src="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/56b6456f-05f1-4ef7-b2da-56d02875ab2b.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/56b6456f-05f1-4ef7-b2da-56d02875ab2b.jpeg 1200w, https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/56b6456f-05f1-4ef7-b2da-56d02875ab2b-768x1024.jpeg 768w, https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/56b6456f-05f1-4ef7-b2da-56d02875ab2b-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /> <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-28280" src="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/6047bb39-df72-47fb-8798-ea24d62debab.jpeg" alt="" width="960" height="1440" srcset="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/6047bb39-df72-47fb-8798-ea24d62debab.jpeg 960w, https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/6047bb39-df72-47fb-8798-ea24d62debab-768x1152.jpeg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /> <img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-28281" src="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/daef207a-bbf7-49c1-a699-42ace1a46a13.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/daef207a-bbf7-49c1-a699-42ace1a46a13.jpeg 1536w, https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/daef207a-bbf7-49c1-a699-42ace1a46a13-768x1024.jpeg 768w, https://milliyethaberleri.com/wp-content/uploads/2025/02/daef207a-bbf7-49c1-a699-42ace1a46a13-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merhametsizlik ve Ergenler…</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/merhametsizlik-ve-ergenler-h27865.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 08:46:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27865</guid>

					<description><![CDATA[Z kuşağı artık büyüdü neredeyse anne-baba olmaya başladılar. Sıra geldi Alfa Kuşağına yani 2010 yılının son aylarından itibaren doğanlar… “Alfa kuşağından sonra ne geliyor? “ diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Her 15 ile 20 yıl arasında yeni bir kuşağın adlandırıldığı biliniyor. Bu koşullarda en yeni kuşak eli kulağında gelmek üzere… Yani Beta kuşağı… Uzunca bir zamandır [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Z kuşağı artık büyüdü neredeyse anne-baba olmaya başladılar. Sıra geldi Alfa Kuşağına yani 2010 yılının son aylarından itibaren doğanlar…</p>
<p>“Alfa kuşağından sonra ne geliyor? “ diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Her 15 ile 20 yıl arasında yeni bir kuşağın adlandırıldığı biliniyor. Bu koşullarda en yeni kuşak eli kulağında gelmek üzere… Yani Beta kuşağı…</p>
<p>Uzunca bir zamandır Z kuşağı ile çalışıyorum hatta neredeyse ergen olarak nesilleri tükenmek üzere. Çok şükür 🙂</p>
<p>Ailelerin çocuklarına tutum ve davranışlarını gözlemliyorum. Bu arada çocukların da kendi kendilerine olan tutum ve davranışlarını izliyorum.</p>
<p>Birçok ailenin çocuğundan bir beklentisi yok.</p>
<p>Ortak beklentisi ise çocukların kendilerini kariyer anlamında iyi bir yere getirmesi.</p>
<p>Sırf aileler çocukları, kendilerini bir yere getirsin diye çocuklarına hiçbir iş yaptırmıyor. Tanıdığım tüm aileler çocukları için her şeyi yapmaya hazır. Çocuklarda bunun inanılmaz şekilde farkında ve bu durumu çok iyi kullanıyorlar. Çocuklarımızın biz ebeveynleri kendi ihtiyaçları doğrultusunda kullandıklarını düşünmüyor değilim.</p>
<p>Gelelim; biz Y kuşağına yani ne anne-babasını ne de çocuğunu memnun edebilmiş nesle…</p>
<p>Hatırlıyorum, yatağımı düzeltmeden evden çıkamazdım. Evde aile ile birlikte ev işi yapılırdı. O dönemde de kendime ait bir odam olmasına rağmen, odama çekilme, yalnız kalma gibi bir lüksüm yoktu. Eve misafir geldiğinde; misafire çıkmamak gibi bir durum söz konusu değildi. Keyfi okula gitmemek, okulda öğretmenleri eleştirmek gibi şeyler asla yapamazdık.</p>
<p>Ders çalışmaya başlamadan önce birçok sorumluğumu yerine getirmek zorundaydım. Ya da aile fertlerinden biri bir şey yapıyorsa vicdanen kendimi yardım etmek zorunda hissederdim. Hatta ders çalışırken aile fertlerinden biri bir şey istediğinde, dersin başından kalkar, o işi yapar sonra geri derse devam ederdim. Şimdi soruyorum kendime neden böyleydi diye; her defasında cevabım değişmiyor. Büyüğümüze olan SAYGI’dan…</p>
<p>Şimdi bakıyorum, geçtim odasını toplamayı;  boş bulaşık makinesine kirli tabağını bile koymak istemiyor. “Acaba böyle yaparken ne düşünüyorlar?”  diye sormadan edemiyorum. Yoksa biz aileler de mi sorun var ya da görerek öğrenme yöntemi çok iyi çalışıyor. “Ah bu sosyal medya ve televizyon” demeden edemiyorum.</p>
<p>Sanırım Y kuşağı ve Z kuşağı arasında çok çok hızlı bir değişim oldu. Genç bir anne ve eğitmen olmama rağmen bu kadar hızlı bir değişimi aklım almıyor.</p>
<p>Alfa kuşağının Z kuşağından da zor olacağı bir gerçek.</p>
<p>Esas üzüldüğüm nokta; anne babaların kendilerini kurtarsın, aman eli ekmek tutsun diye okutmaya çalıştığı çocuklarda gayret ve çabanın olmaması.</p>
<p>Eğitim sisteminin hali için hepimiz bir şeyler söyleyebiliriz. Ancak olan her şeye rağmen ebeveynler yemiyor-içmiyor misali çocuklarına doğru kanallardan özel eğitimler aldırmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Fakat çocuklarımız bunları görmelerine rağmen, çalışma öz disiplinini oturtup yapması gereken görev ve sorumluluklarını yerine getirmiyor.</p>
<p>Yani harcanan onca parayı, o parayı kazanabilmek için anne-babalarının çabasını, yorgunluğunu ve emeklerini hiç görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar. Bu durumu çocuklarımızda anne-babaya karşı merhametsizlik olarak nitelendiriyorum. Ayrıca  gençlerimizde “beni dünyaya bana sorarak mı getirdin?” düşüncesi olduğu için; ben ne yaparsam yapayım ailem beni kabul etmek mecburiyetinde düşüncesi içerisinde olduğundan bu acımasızlığın bu kadar yoğun olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p>Unutmayın şimdinin ergenleri, geleceğin anne-babaları siz olacaksınız. Muhtemelen sizin çocuklarınızın kuşağının adı da  “GAMA” olacak. Kuşak, kuşaktan fena geliyor.</p>
<p>Yaşımız yeterse, sizlerin de anne-baba olduğu günleri göreceğiz elbette.</p>
<p>Sizi izleyip, çocuklarınızdan şikayetlerinizi zevkle dinleyeceğiz; “Bizim zamanımız da böyle miydi?” diye olan söylemlerinizi…</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Süreyya Kocadağ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni</p>
<p>Eğitim Danışmanı</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine dürüst müsün?</title>
		<link>https://milliyethaberleri.com/kendine-durust-musun-h27827.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 12:25:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Kocadağ Sosyolog Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmen]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://milliyethaberleri.com/?p=27827</guid>

					<description><![CDATA[Hepimizin kendine en yakın olanı  “kendisidir.” “Başarılı olmak istiyorsan kendine asla yalan söyleme” deriz. Çevremizde ki insanları kandırmak kolaydır. Ya kendimizi kandırmak kolay mı? İçsel muhasebe yapıp kendimizle soru cevap çalıştığımızda kendimize karşı dürüst olabiliyorsak, yaptığımız yanlışı kendimize itiraf edebiliyorsak o zaman kendi tutum ve davranışlarımızı düzeltip kendimizle barışık hale gelebiliriz. Kendine dürüst olmak kulağa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimizin kendine en yakın olanı  “kendisidir.”</p>
<p>“Başarılı olmak istiyorsan kendine asla yalan söyleme” deriz. Çevremizde ki insanları kandırmak kolaydır. Ya kendimizi kandırmak kolay mı? İçsel muhasebe yapıp kendimizle soru cevap çalıştığımızda kendimize karşı dürüst olabiliyorsak, yaptığımız yanlışı kendimize itiraf edebiliyorsak o zaman kendi tutum ve davranışlarımızı düzeltip kendimizle barışık hale gelebiliriz.</p>
<p>Kendine dürüst olmak kulağa kolay geliyor değil mi? Aslında zordur kendine dürüst olmak.</p>
<p>Mesela; diyete başlarız her pazartesi günü. O gün iyi geçer o gün hatta sonraki birkaç günde. Ardından biri çıkar der ki” hadi canım bir lokmadan bir şey olmaz akşama yemezsin “der. İşte orada ipin ucu kaçar, bir kaçamak, ikincisi derken, ağzımızda diyetteyim sözü kalırken uygulamada diyet bitmiştir.</p>
<p>Ya da zaman dilimi belirlemişizdir herhangi bir çalışmayı etkin hale getireceğizdir. O süre geldiğinde başlarız ertelemeye…</p>
<p>Ya da diyelim ki, bir konuda başarısız olduk. “Şartlar uygun değildi” diyoruz. Ama gerçekte yeterince çalışmadığımızı çok iyi biliyoruz. Bu da bir tür kendini kandırmadır aslında.</p>
<p>Kendine dürüst olmak bazen acıtır. Hatalarımızla yüzleşmek, eksiklerimizi kabul etmek hiç de kolay değildir. Herhangi bir işte başarının sırrı tam da burada saklı.</p>
<p>Çünkü kendimize dürüst olduğumuzda, neyi yanlış yaptığımızı görürüz. Nerede eksiğimiz var nerede fazlamız var onun farkına varırız. Ve ancak o zaman ilerleme kaydedebiliriz.</p>
<p>Her gün kendimize “ bugün kendime gerçekten dürüst müydüm? Diye sorduğumuzda cevap, kendimize şüphe duymadan “evet” ise doğru yoldayız demektir.</p>
<p>Unutmayın başarı bir anda gelmiyor. Küçük adımlarla, dürüst bir şekilde ulaşıyorsunuz ona ve yolculukta kendine karşı dürüst olmak, bu dürüstlükle birlikte irade gücü sizi hedefinize ulaştıracak en temel davranış şeklidir.</p>
<p>Saygılarımla,</p>
<p>Süreyya Kocadağ</p>
<p>Sosyolog</p>
<p>Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmen</p>
<p>Eğitim Danışmanı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
